Editörden Kasım 2018

Tercihimiz Kamu Yayıncılığı

Türkiye’de bazı gazete ve dergiler kâğıt dönemlerini kapatarak artık sadece sanal ortamda yayınlarına devam edecekler. Hatta bazıları sanalda bile olmayacaklar çünkü göreceli de olsa sanal yayının da bir maliyeti var. Aynı akıbet, diğerlerini de bekliyor. İktidar (siyasî, ekonomik, askeri, bürokratik) çevreleriyle arasını iyi tutanlar, dengesiz reklâm pazarından alacakları pay ile bir süre daha ayakta kalabilecek. Türk gazete-dergi okurunun hak ve halk odaklı gazetecilik beklentisi, bu anlamda da gazete ve dergilere ilgisizliği sürecek.

Medya, doğası gereği, oldukça hareketli bir alan; alımlar-satımlar, yönetim değişiklikleri, yazar transferleri, ekler, yeni gazeteler/yeni kanallar… Ve kapanmalar… Yörünge dergisi olarak biz de bu âlemdeki tüm olumsuzluklardan etkileniyoruz. Bize yakışan, zorluklar karşısında pes etmeyerek direnmektir zira Yörünge dergisi tüm ekonomik ilişkilerden azade kamu odaklı yayın yaparak medya dünyasına numunei imtisal olabilecek bir yayın anlayışı sergiliyor. İşimiz zor olsa da güçlükler ancak azmimizi bilemekte. Kamu yayıncılığının matbu medya versiyonunu tercih etme noktasında kararlı tavrımızı devam ettiriyoruz. Dergimizin fiyatını yeniden belirledik. Bu arada sanal âleme uzak durma gibi bir lüksümüz yok. Anlık ve günlük değerlendirmelerimizi internet ortamında okuyucularımızla paylaşmaya başladık.

Tüm medya unsurlarının dijitalleşmeye başladığı bir gerçek; başta ABD olmak üzere Batılı büyük markalarda bu durumun yaklaşık 10 yıllık bir geçmişi bulunuyor. 2012 yılında ünlü haber dergisi Newsweek, kâğıttan dijitale geçti. 2013 yılında ünlü internet mağazası Amazon’un sahibi Washington Post’u aldıktan sonra gazetenin internet sitesine yatırım yaptı ve mali tablosunu iyileştirmeyi başardı. Aynı dönemde ABD’de Christian Science Monitor, Rusya’da da Moscow Times gazeteleri kâğıttan dijitale geçti. New York Times, Guardian, Financial Times, Economist dijital servislerine yaptıkları yatırımlarla geleneksel gazeteciliğin yönünü dijitale çevirdiler. Ve başarılı oldular.

Bu, öylesine bir başarı idi ki New York Times CEO’su Mark Thompson’a, yazılı basının 10 yıl sonra sona ereceğini söyleme cesaretini verdi. 2018’in başlarında CNBC’ye konuşan Thompson, dijital abone sayısının hızla arttığını belirtti. Buna rağmen yazılı gazete aboneliğinden hâlâ daha fazla para kazandıklarını, dijital abone sayısındaki hızlı artışla bu durumun yakında değişmesini beklediklerini söyledi.

Dijitalleşebilir miyiz?
1990’ların ortasında ortaya çıkan internet, Türk basını açısından bir ‘tehdit’ unsuru olacak kadar gelişip yaygınlaşamadı. Uzmanlar internetin yazılı basını bitireceği iddiasını inandırıcı bulmuyor ve haber sitelerinin gazeteleri bitireceğini iddia etmenin, televizyonun radyoyu ortadan kaldıracağını iddia etmek gibi bir şey olduğunu belirtiyorlar. Bunlar aslında birbiriyle çok bağlantılı şeyler değil. Ayrıca İnternet medyası zaten genel olarak gazeteler, televizyon kanalları ve ajanslardan besleniyor.

Ancak bu durum geleneksel/modern/dijital Türkiye’deki gazeteciliğin bir sıkıntısını, geleneksel bir sıkıntısını görmezden gelmeyi gerektirmeyecek. Az okuyan bir topluma hitap etmek gibi bir zorluğa/handikaba sahip olan Türk basını, bu zorluğu o toplumun sorunlarına duyarsız kalarak daha da artırdı. Oysa adına “yurttaş gazeteciliği” denen bir gazetecilik örneği vardı dünyanın birçok yerinde; öncelikli çözüm olarak, halkla iletişimi yani medya kuruluşlarının okur/izleyici/dinleyici ile etkileşimini arttırmasını öneren; bunun sağlanabilmesi için basının mevcut gazetecilik pratiğinin yaslandığı güç ilişkilerinin dışına çıkabilmesi, en azından bunun gerekliliğinin farkına varabilmesi gereken bir gazetecilik türü…

Adil GÜLMEZ

Cevap Yazın