Çok Satan İki Kitaba Pornografi Suçlaması

“Sapiens” ve “Homo Deus” başlıklı kitaplarıyla çok satan İsrailli yazara Yenişafak yazarından sert eleştiri geldi. Yapılan şeyin “pornografi” olduğunu söyleyen Yusuf Kaplan, İsrailli tarihçi Yuval Noah Harari’nin bir düşünür olmadığını, sadece ayartıcı bir yazar olduğunu altını çizdi.

Kaplan’ın yazısı şu şekilde…

“Sapiens” kitabında insanın bugünlere geliş serüvenini anlatır Harari.

“Homo Dues” başlıklı kitabındaysa, teknolojik gelişmelerin insanı nasıl “tanrılaştırdığını”, tanrı konumuna yükselttiğini.

Teknolojinin insana muazzam bir güç kazandırdığını ama insanın bu gücü nasıl kullanacağını bilemediğini hatırlatarak yaşanan soruna yaklaştığını gösteriyor yine de: “Tüm bu güç ve onunla ne yapacağımız arasında sıkışmış haldeyiz. İkisini birbirine bağlayan bir şey henüz yok.”

Son kertede, yaptığı şey “pornografi” Harari’nin. “Pornografi” yani ayartı!

Yaşanan gelişmelerin felsefî boyutlarını, derûnî boyutlarını görebilmesi zor o yüzden.

Karşımızda bir Heidegger olmadığı açık. Teknolojinin hükümranlığını, teknolojiyi kullanan ele göre değerlendirmekle, teknolojinin doğasını, teknolojiyle gerçekleştirilen yolculuğun felsefî mahiyetini ve sonuçlarını görebilecek biri olmadığını gösteriyor Harari.

Özetle…

İnsanın başına ne geldiğini, insanın başına gelen şeyin nereden ve nasıl geldiğini kavramadan, aslâ sorunu doğru tespit edebilmemiz ve doğru sorular sorabilmemiz, dolayısıyla nedenlerle sonuçları karıştırmaktan kurtulabilmemiz, sonuçları neden olarak konumlandırmaktan kaçınabilmemiz mümkün olmayacak. Yanlış sorulara doğru cevaplar aramak insanın yaşayabileceği trajedinin, komediye dönüşen trajedinin adıdır.

Öyleyse insanlığın yaşadığı sorunu doğru ve derinlemesine tespit edemezsek, -tıp literatürüyle konuşmak gerekirse-, bulacağımız “tedavi” yöntemleri, “hasta”yı öldürmeye yol açabilir.

Sözün özü: Tanrı fikrinin yitirilmesi, insanın Tanrı’nın yerine yerleşmesiyle ve azmanlaşmasıyla sonuçlandı.

Tanrı, evren ve insan arasındaki hiyerarşik denge muhkem bir şekilde yeniden kurulamazsa, insanlığın, tam da Nietzsche’nin dikkat çektiği, ontolojik yokoluş felâketine sürüklenmesi, üstelik de “pornografi”nin (düşünme ve duyma melekelerinin iptal olduğu dromokratik ayartı rejiminin) baştan çıkarıcı, sarkastik dünyasında güle oynaya yok oluşun eşiğine yuvarlanması önlenemez.

Cevap Yazın