Aşk ve Teselli – Susmanın Müzikal Poetiği –

Selçuk Küpçük çok yönlü bir entelektüel. Şair, şiir kitapları var. Kirletilmiş Ölümler ve Büyük Tefsir gibi. Birçok dergide şiir, müzik poetika yazıları yayınlandı. Yüzleşmenin Kişisel Tarihi ile ülkücülüğün muhasebesini yaptı. Modern Türk Şiirinde Bellek Arayışı ile şiirin siyasi dönemlerle, darbelerle ilişkisini sergiledi. Türkiye’de yayınlanan edebiyat dergilerini kapsayan Türkiye Edebiyat Dergileri Atlası, çok önemli bir hizmet. Birkaç sayı çıkan ve hala devam eden dergilerle edebiyatın Türkiye’de nasıl ocak işlevi gördüğünü bu kitapla anlıyoruz.

Müzikle uğraşı, besteci ve yorumcu bir müzisyen olarak sahnelerde görünse de teorik ve poetik olarak da arkaplanda müziğin sebep ve sonuçlarını mesele edinmiş bir sanatçı ile yüz yüzeyiz.

Müzik üzerine yazıları nihayet kitaplaştı. Beklenen bir kitap. Türkiye’deki değişimi, göç olgusunu, varoşların sesini, Anadolu mayasının büyükşehirlerde nasıl yol bulduğunu öğreniyoruz bu kitapla. Arabeski, geniş kitlelerin sosyolojisini açıklayan bir veri olarak okumak ilginç değerlendirmeler çıkarıyor ortaya. Müziğin bugün ve yarın önemli bir ‘sorun’ olduğunu biliyoruz. Yine de biz dinleme makamındayız her zaman. Peki, bizim dinlediğimiz o ana kadar nasıl bir süreç işliyor görünmeyen salonlarda? Müzik, Dans bütün milletlerin en temel toplumsal yankısı. O halde hangi aşamalardan geçip yarına kalacak bir kültür haline gelebilir?

Kitapta Hayret Makamı’nda Neşet Ertaş’tan Orhan Gencebay’a, Cem Karaca’dan Barış Mançoya, Sezen Aksu’dan Ahmet Kaya’ya müziğin serüveni toplumsal değişmeler, Anadolu’nun sesini duyurma biçimleri olarak inceleniyor. Bu nedenle kültür ve halkla kesişen ve ayrışan kavşaklar öne çıkarılıyor.

Aşk dünyaya müzikle yansıyor çoğu zaman. Hayret makamında. Gurbet, göç, karşılıksız kalan ümitler müzikle anlatıyor derdini. Geniş kitlelere tercüman ve ses olduğunda toplumsal karşılık buluyor. Derdi olan iniler. Bu inilti nasıl sanata, estetik değerlere dönüşüyor? Kitapla bunu anlıyor, müzik sanatçılarının macerası ile Türkiye’de bir kesimin macerası arasında sağlam bağlar kuruyoruz.

Selçuk Küpçük kitaptaki tercih ve öne çıkardıklarını müzikle kişisel ilişkisinin bir yansıması diyorsa da müziği dert edindiği ve isabetli yorumlarla hem teşhiste isabetli hem geleceğe kalacak kültürel değerlerde önemli bir icmal çıkarmış. Türkiye’nin her gün göz önündeki bir cephesine ayna olmanın derin soluğunu anlıyoruz.

Dinleyici olarak değil anlamak isteyen bir sorumluluk her aydının müzikle sınavıdır. Selçuk Küpçük bu sınavdan bizim adımıza başarı ile çıkıyor.
Okuyalım okutalım. Selçuk Küpçük’ü tebriklerimle.

Mustafa Everdi

 

Cevap Yazın