ABD’nin Fırat’ın Doğusuna Özel Sevkiyatı

200 Bin Silah Kime Karşı Kullanılacak?

Ceyhun Bozkurt yazdı

Kamuoyunda ABD-PYD ilişkilerinin 2014 yılının Eylül ayındaki örgüt yandaşlarının Kobani olarak adlandırdığı Ayn el Arap’a yönelik DEAŞ saldırısında başladığı yönünde bir algı vardır. Maalesef bu algı gerçeği yansıtmıyor. ABD’nin terör örgütüyle gayri resmi temaslarının dışında ilk resmi teması 2012 yılında gerçekleşti. Bu çerçevede bu ülkede olaylar çıkınca 2012 yılı Şubat ayında istenmeyen adam ilan edilen eski Şam Büyükelçisi Robert Ford, PYD ile ABD arasında arabulucu olan birisiyle buluştu. Ford bu buluşmayı “Bu şahısla (erkek) bir çok kez bir araya geldik: ben bir kez buluştum, diğer diplomatlar da başka fırsatlarda görüştü” diyerek açıkladı. Ford’a göre müzakereler “altı ayda bir” yapıldı ve “Avrupa’da bulunan bir Suriyeli vatandaşın arabuluculuğuyla” gerçekleşti. Foreign Policy dergisine konuşan ve bu görüşmelere “aşina” olduğunu belirten iki Kürt kaynak, Ford’un Suriye’den gitmek zorunda kalmasından bu yana, görüşmelerin ABD’nin Paris Büyükelçiliği üzerinden devam ettiğini söyledi. (Jake Hess, “Washington’s Secret Back-Channel Talks With Syria’s Kurdish ‘Terrorists’”, Foreign Policy, 7 Kasım 2014)

Terör örgütü PYD Sözcüsü Newaf Xelil, ABD ile 2012’de görüşmelere başladıklarını ancak ABD’nin “Türkiye’yi üzmemek için” bu görüşmeleri gizli tuttuğunu açıkladı.

Bu görüşmeler “meyvesini” verdi ve Washington yönetimi 2 Ağustos 2012 tarihinde terör örgütüne başkentlerinde büro açtırdı. İsrail istihbaratı MOSSAD’a yakınlığıyla bilinen Debkafile internet sitesinde 3 Ağustos 2012 tarihli “Erbil ile Halep arasında Amerikancı bir Kürt devleti yükseliyor!” başlıklı yazıda aktarılan bilgilere göre, “ABD’nin ebeliğinde el altından büyük Kürdistan inşa ediliyor”du. Sitede ek olarak şu bilgiler paylaşıldı:

“Debkafile, ABD Başkanı Barack Obama’nın Kürt planının CIA, MOSSAD, KYB’li eski bölgesel yönetim Başbakanı Berham Salih ve KDP’li bölgesel yönetimin istihbarat başkanı Mesrur Barzani’nin organizasyonuyla yürütüldüğünü kaydediyor.

Temmuz ayından itibaren Suriye’deki gelişmelerde önemli bir konuma gelen PYD’nin yurtdışı temasları uzun süredir sürüyor.

PYD’nin Londra’daki yurtdışı temsilcisi Alan Şemo, daha olaylar yeniyken Şubat ayında Lordlar Kamarası’nda Suriye muhalefetini örgütleme hedefli bir toplantıya katılmış ve Suriye muhalefeti ile birlikte çalışmak için koşullarını sıvamıştı.

Alan Şemo yakın zamanda da Washington’daydı. ABD’nin gayrıresmi politika yapıcı kurumlarından Carnegie Endowment’ta bir toplantıya katıldı. ABD kuruluşunun bir süredir yürüttüğü ‘Yeni Suriye’yi inşa etmek’ başlıklı toplantıların 9 Kasım’da yapılanına Şemo da Müslüman Kardeşler ve Suriye Ulusal Konseyi temsilcileriyle birlikte katıldı.” (Fikret Akfırat, “PYD Ağustos’ta Washington’da büro açtı”, Aydınlık Gazetesi, 20 Kasım 2012)

Görüşmeler daha sonra sıklıkla devam etti. Örneğin, PYD kontrolündeki Rojava Halk Meclisi isimli yapının Eşbaşkanı sıfatını taşıyan Sinem Mihemed, 5 Nisan 2014 tarihinde ABD’den Türkiye’ye gelen üst düzey Birleşmiş Milletler heyetiyle, Gaziantep’te bir görüşme gerçekleştirdiklerini açıkladı. Mihemed “Yoğun ve yararlı bir toplantı oldu. İlk kez açık ve resmi olarak bizimle ilişkiye geçtiler. BM’nin Rojava’da insani yardım amaçlı faaliyet yürütmesi için bazı şartları olduğunu söylediler ve bize bir protokol sundular. Protokoldeki şartların hemen hemen çoğunu biz zaten pratikte Rojava’da bugün uyguladığımız şeylerdi. Onlara madde madde açıkladık” açıklamasını yaptı.

Özetle Washington’un bu terör örgütüyle ilişkisi gayri resmi olarak, PYD’nin ilk işgallerinin başladığı 2012 yılına kadar uzanmaktadır. PKK ile ilişkiler ekseninde ele alırsak ise ABD-PYD ilişkisi dolaylı olarak Irak’ın işgalinin başladığı 2003 yılına kadar geriye gitmektedir.

200 BİNİN ÜZERİNDE SİLAH, MÜHİMMAT, TEÇHİZAT

Meselenin siyasi boyutunun yanında, Türkiye’yi de çok rahatsız eden askeri yardımlar konusu da var. Washington yönetimi, bu terör örgütüne 20 bine yakın TIR, 3 bine yakın da kargo uçağı dolusu silah, mühimmat, araç gereç yardımı yaptı. Yardımlardan sadece PYD değil, PKK’da nasiplendi. Bazı silah ve mühimmatlar Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki hendek-barikat kalkışmasında güvenlik güçlerimize karşı kullanıldı. Ancak, yazılarımda da sıklıkla vurguladığım üzere, bu sevkiyatlarda ciddi miktarda bazı silah, mühimmat ve teçhizatın örgüte verilmedi ve özel depolara gönderildi. Ancak bunların sayısı ve nerede olduğu hep sır olarak kaldı. İşte sır olarak kalan bu konuda bazı önemli bilgilere ulaştım.

Buna göre, bu silah, mühimmat ve teçhizat miktarının büyüklüğü karşısında çok şaşırdım. ABD, 200 binin üzerinde özel silah, mühimmat ve teçhizatı bölgeye getirmiş. Silahların bazıları ağır silah olduğu bilgisi veriliyor.

Peki bu silahlar nerede tutuluyordu? Bu soruya yanıt aradığımda ulaştığım bilgi şu: “ABD silahları ağırlıklı olarak Ayn el Arap ve Münbiç’teki özel depolarda tutuyor.”

Benzer bir durumla PKK operasyonlarında karşılaşmıştık. Irak’ın kuzeyindeki terör bölgelerine yaptığımız ve ABD’lilerin itiraz ettiği operasyonlarımızda, özel depolar açığa çıkmış, bombardımanlar neticesinde bu depolardaki yangınlar saatler sürmüştü.

Ek olarak, özel sevkiyat şunu göstermekte. ABD ileride bölgeye ciddi anlamda asker veya doğrudan kendisinin yönettiği özel unsurlar yığmayı planlıyor. Bu malzemeler PYD’liler için değil, o askerler veya unsurlar için getirildi. Bu da sınırımızın dibinde ciddi bir tehdit oluşturacak.

En önemli sorulardan biri de şu: Peki bu silahlar kime karşı kullanılacak? Akla hemen “İran’a ve bu bölgeye olası taarruzu durumunda Suriye ordusuna karşı kullanılacak” yanıtı geliyor. Yanıtlar da bu yönde zaten. Ancak Türkiye’nin PYD işgaline yönelik tutumu giderek sertleşir, Fırat’ın doğusuna yönelik yıllar süreceği anlaşılan baskımız artar, askeri seçenek de gündeme gelirse müttefikimiz ne yapar? Onun yanıtını size bırakayım.

Cevap Yazın