Gürkan Zengin: Bir Konuşmadan Daha Fazlası

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün yaptığı konuşmanın bir cinayet soruşturmasında elde edilen ‘çıplak gerçekler’i ortaya koymanın çok ötesinde anlamları var. ‘Çıplak gerçek’ bütün kralların çıplak olduğudur. Konuşma asıl bu mesajı önemliydi.

Erdoğan’ın konuşması Arap Baharı’nda değişim talep eden güçlerle statükocu güçlerin mücadelesinde bir dönüm noktası olarak görülebilir.

Bugün bir demokrasinin bir diktatörlüğü hırpalamasına tanıklık ettik ve etmeye de devam edeceğiz gibi görünüyor.

Bu konuşmayı özellikle Suud sarayındaki herkes yüreği ağzında izledi.
Buna şüphe yok.

Sadece Suud sarayındakiler mi?

Muhammed bin Salman’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki kankası ve kirli işlerindeki ortağı Muhammed bin Zayed de; Kahire’de bunların muazzam desteğiyle binlerce kişinin canına kıyarak iktidara gelen darbeci general Abdulfettah Sisi de öyle izledi.

Neden?

Çünkü Ankara’da sanık sandalyesine oturtulan kişi veya kişiler bu saydığımız kral ve diktatörlerin en büyüğüdür. Körfez’deki bütün statükocu güçlerin en tepesindeki isim Suud kralları, Suud veliaht prensleridir. Onların hem kendi ülkelerindeki halkın hem bütün dünyanın gözleri önünde hırpalanması ötekiler için çok daha ürkütücüdür.

Ankara’da yapılan bir konuşma ve ortaya konulan ve muhtemelen ileride ortaya konulacak veriler Suud hanedanı içindeki dengelerde şüphesiz etkili olacak. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın siyasi kaderinin ne olacağında soruşturma sürecinin hem kendisi hem de sonucu etkili olacaktır.

Eğer Türkiye’nin başkentindeki bir konuşma ve soruşturma Suud başkentinde etkiler yaratıyor, belki de veliaht prensin siyasi kaderini belirliyorsa Arap Baharı ölmemiştir.

Bu haliyle konuşma ve sonrasındaki gelişmeler Arap baharını boğan güçlere indirilen bir darbe olacak. Bu sebeple Arap Baharı’nda umutları kırılan, boynu bükülen milyonlarca Arap da bu konuşmayı merak ve heyecan içinde izleyecek.

Amerika Başkanı Trump, cinayet mahallinde ve suç üstü yakalanan adamını, yani Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı kurtarmak için uğraştı ama onu Türkiye’nin elinden alamadı. Şimdi o da prensin ne kadar hırpalanacağını, konuşmadan prensten geriye bir şey kalıp kalmayacağını görmek için bekleyecek.

Velhasıl Cemal Kaşıkçı cinayeti vesilesiyle Ortadoğu Türkiye’nin bölgeye bir nevi ayar vermesine şahitlik ediyor.

Bu ayarın iki yıl önce bombalanan Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısının altından veriliyor olması ayrıca önemli ve anlamlıdır. Statükocu güçlerin yıkamadığı son kale Türkiye’dir. Kaşıkçı cinayeti vesilesiyle yapılacak konuşma esasen 15 Temmuz’un arkasındaki güçlerin bir nevi hesaba çekilişidir. Körfez’den başlayıp Atlantik’e kadar uzanan hattaki bu güçler Mısır darbesinde de 15 Temmuz 2016

Türkiye darbe girişiminde de devredeydi.

Bugün Ortadoğu’da demokrasi, hür seçim, ifade özgürlüğü talepleri bastırılan, katledilen, hapislere atılan sindirilen insanlar demokrasinin ve hukukun hem erdemini hem de gücünü bir kez daha gördü. Onları ezen diktatörlerin pespaye hallerine birkez daha şahitlik etti.

Bölgenin ve dünyanın vicdanının krallardan ve diktatörlerden daha güçlü olduğu bugün bir kez daha kanıtlandı.

Cemal Kaşıkçı’ya gelince…

Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Ama meslektaşımızın ruhu huzur içinde olabilir, zira bir fâninin ölümünün bu kadar çok hayra vesîle olması nâdirdir.

www.gurkanzengin.com

Cevap Yazın