Çin İran’ı Yalnız mı Bırakıyor?

Geçtiğimiz günlerde önemli Amerikan gazeteleri bir iddia ortaya atarak dikkatleri Çin-İran ilişkileri üzerine çekti. İddiada Çin’in 4 Kasım itibariyle petrol şirketlerinden İran’dan petrol alımlarını  durdurmasını istediği, ayrıca Çin’in İran ile özellikle petrol ticaretinin finansmanı konusunda bankacılık hizmet veren Kunlun Bankası da artık bu hizmeti vermeyeceğini duyurdu. Daha dün İran petrolünü almak için oldukça hevesli olan Çin’in birden Amerikan yaptırımlarına  bir haftadan az kalmış iken birden bu kararından dönmesinin arkasındaki neden oldukça merak konusu olmuştur. Aslında bu tavır değişikliği aylar öncesinden  Çin ile İran arasında yaşanmaya başlanan  bir takım çıkar çatışmalarının izdüşümüydü.

Bilindiği üzere, aylar önce,  ABD’nin İran’a 4 Kasım’dan geçerli olmak üzere yaptırım uygulayacağını açıklamasından sonra İran’da iş yapan Batılı enerji şirketleri birer birer İran piyasasını terk etmeye başladılar. Batılı enerji şirketlerinden boşalan piyasa ise neredeyse tamamıyla Çin’in kontrolüne girdi. Çin, bu süreçte Batılı enerji şirketlerinin İran’dan almaktan vazgeçtiği petrolün tamamını kendisinin alabileceğini söyleyerek, İran’ı bu konuda rahatlattı. Çin’in bu tavrının açıkçası ABD’nin yaptırım kararını hiçe sayan bir yönü vardı; ancak Çin, bu teklifi sunarken tek bir şart öne sürdü; petrol fiyatlarını yeniden müzakere edelim!  Açıkçası Çin, İran’ın içinde bulunduğu zor durumdan faydalanarak, mevcut piyasa fiyatının altında bir fiyata İran’dan bu petrolü almak istediğini açıkça İranlı yetkililere iletti. İran’a üstü kapalı olarak verdiği mesajda da “ ya petrolü bana istediğim fiyattan bana satarsın ya da petrol sana kalır para kazanamazsın” gibi tehdit içeren bir uyarıda bulunuyordu. Çin’in sergilemiş olduğu tavır İranlıların hoşuna gitmese de başka çıkar yolları olmadığı için kabul etmek zorunda kaldılar. Ancak Çin, bir başka talebi de gündeme getirdi. Aslında bu talebi epeydir  İran’ın masası üzerinde bekliyordu. Çin, Kuşak ve Yol girişimi kapsamında Deniz İpek Yolu için Basra körfezinden bir veya birkaç İran limanına talipti. İran en başından beri egemenliğini kimseyle paylaşmak istememesinden dolayı Çin’in bu taleplerine sıcak bakmıyordu. Bu defa Çin, ABD’ye karşı İran’ın yanında durmak için “petrol artı liman” formülünü İran’a sundu. İran, liman konusunda önceki tavrını değiştirmedi.  Çin’in İran’ı Kuşak ve Yol girişimi kapsamında borçlandırarak, bir takım konularda ikna etme veya yönlendirme imkanı da  bulunmadığı için petrol ticareti için limanları ön şart gibi sunmaya çalışmıştır.

Bu konuyla ilgili olarak diğer bir gelişme de   Çöldeki Davos olarak da adlandırılan Suudi Arabistan da düzenlenen Yatırım İnisiyatifi Konferansında ABD’nin girişimiyle Suudi Arabistan, İran petrolünün piyasadan çekilmesi ile birlikte oluşan arz eksikliği boşluğunu kendisinin üretimi artırarak dolduracağını taahhüt etmesi ve petrol fiyatlarının daha düşük seviyede tutulacağı konusunda ABD’nin de garanti vermesi üzerine Çin, Suudi Arabistan ile  imzalamış olduğu milyarlarca dolarlık anlaşma üzerine enerji politikalarını değiştirerek, Suudi Arabistan merkezli yeni bir döneme adım atmıştır. Atılan bu adımla Çin’in İran petrolüne ihtiyacı da azalmıştır.  Böylece, Çin, İran’dan petrol alımını iptal ederek  ABD’nin 4 Kasım’da uygulamaya sokacağı yaptırımlar nedeniyle Washington yönetimi ile de karşı karşıya gelmemiş olacak ve  yapılan jest ile aralarındaki ticari savaşı da bir şekilde düzeltme imkanı yakalamış olacak.

BARIŞ ADIBELLİ

Cevap Yazın