Economist: Başarısızlık Daha Fazla Kaos Getirebilir

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin federal yapısını ders olarak çalışmasını tavsiyen eden dergi, BAE modeliyle Suudi Arabistan’ın farklı bölgelerindeki kimliklerin kendini özgürce ifade edebileceği, kendi gelenekleri içinde dini yorumlayabileceği bir düzene geçilebileceğini aktarıyor.

İngiliz The Economist dergisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ülkesinde başlattığı reform sürecini kapağına taşıdı. “Muhammed bin Selman’ın reformlarının başarıya ulaştığından nasıl emin olunabilecek” başlığıyla çıkan dergi, kapak konusuna, “Veliaht Prensin cesareti, Arap dünyasını daha iyi bir şekilde dönüştürebilirken, diğer yandan başarısızlık daha fazla kaosu beraberinde getirebilir” yorumuyla giriş yaptı.

Suudi Arabistan’daki reformları, kadınların araba kullanmasına izin verilmesinden başlayarak anlatan Economist, reformlara karşı oluşan dirençten de söz ediyor. Kadınlara verilen iznin, Suudi bir din âlimi tarafından “ahlaksızlığa yol açacağı” savıyla şiddetle eleştirildiğini aktaran dergiye göre başka bir din âlimi “kadınların lastik değiştiremeyecek kadar yarım akıllı olduğunu” savundu. Diğer bir din âlimiyse kadınların araba kullanmasına “yumurtalıklarına zarar vereceği gerekçesiyle” karşı çıktı. “Kadınlar Suudi Arabistan’da an itibariyle arabalarını kullanabiliyor” ifadesiyle son durumu okurlarına bildiren Economist bunun, özgürleşmeye doğru bir adım olduğunu belirtiyor. Ayrıca bunu, kadınların, erkek himayesi altındaki mevcut durumunun sona ermesinin, öğrenim görmeye veya yurtdışına seyahat etmeye bizzat kadının karar verdiği günlerin izlemesi gerektiği yorumunda bulunuyor. Kadınların direksiyon başına geçiyor olmalarının, kendilerine baskı kuruyor gözüken dinsel yorumları ters yüz edecek “olumlu bir rüzgâr” olarak tarif eden dergiye göre, bu sosyal devrim sokaklardan değil, reform sürecini başlatan Muhammed bin Selman’ın sarayından çıktı.

Yeni Arap Baharı Uyarısı

Economist’in, 23-29 Haziran haftasında kapağına taşıdığı dosya habere göre, Suudi Arabistan’da 35 yıl yasak olan sinemalar artık izleyicisine kavuştu, halka açık yerlerde müzik yapılabiliyor ve sokaklarda “huzur kaçıran ahlak polisleri artık yok.” Muhammed bin Selman’ın, petrol dışı üretimi arttırmaya yönelik ekonomik reformlarının da eli kulağında olduğunu aktaran dergi, prensin sürdürdüğü değişimin içerde otoriteryenlik, dışarıya karşıysa kayıtsızlıkla yürüdüğünü kaydediyor. Prensin, reformlarla ülkesinin yapısal sorunlarının üzerine giderek, dinamik bir gence dönüştüğü çok kişilikli yapısına atıfta bulunan dergi, “Dünya, gözü pek prensin, yabani olana galip gelmesini umut etmek zorunda” diyor. İngiliz dergisine göre Suudi Arabistan, Batı’nın gözünde şerri cezalandırmaların olduğu, kadınlara kötü davranılan, terör örgütü DAEŞ’in nüvesini oluşturan cihadizm ideolojisiyle beslenen Vehhabi İslam formunu üzerinde taşıyıp korku çeken bir ülke. “Krallığın tüm zenginliğine karşın işadamları Riyad yerine Dubai’de çalışacak kadar vurdun duymaz” bilgisini veren Economist, “akran Arapların zengin, tembel ve kibirli” diye Suudilerle sık sık alay ettiklerini anlatıyor. Economist’in, Körfez’in, Arap ve İslam dünyasının merkezi olarak tarif ettiği Suudi Arabistan’da reformların başarıya ulaşması, kaos içindeki bölgede istikrar sağlayabilirken, ekonomiye de dinamizm kazandırabilir. “Daha normal bir Suudi Arabistan, İslam dünyasını modere edebilir” diyen dergi, düşen petrol fiyatlarınınsa Körfez’de kargaşa yaratabileceği, 2011 Arap Baharı gibi kalkışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Suudi Arabistan’ın ürkütücü problemlerle yüz yüze olduğunu aktaran Economist, ülkenin oldukça büyük bir bütçe açığıyla boğuştuğunu bildiriyor: “Suudiler çoğunlukla keş paranın döndüğü işlerde çalışıyor. Ve ne yazık ki petrol zengini bu ülke, üretken olmayan bir ekonomiyle idame ettiriliyor.”

Prensin bu durumu görerek, reformlara giriştiğini aktaran Ekonomist, bu olumlu adımlarına zıt olarak Şii Husi militanlarına karşı Yemen’deki açılan savaşı ilerleterek gereksiz işlere bulaştığını savunuyor. Satırlarında, Yemenlileri hasta ve aç bırakan Hodeidah Limanı merkezli savaşın, Suudi şehirlerine atılan roketler üzerinden sürdüğünü, tüm bunların Riyad’a silah ve başka yardımlarda da bulunan Batılı müttefikleri için utanç vesilesi olduğunu kaydediyor. Prensin reformcu kişiliğine karşın, içerdeki baskının sürdüğünü iddia eden dergi, idam edilenlerin sayısının arttığını, aralarında hemcinslerinin araba kullanmaları için kampanya yapan bir kadının da bulunduğu pek çok muhalifin hapse girdiğini aktarıyor.

‘Yeni Bir Tür Arap Monarşiliği’

Prensin, özel sektörün desteklendiği ekonomi modelinin oldukça tuhaf biçimde merkezileşmiş olduğunu savunan Economist’in aktardığına göre, “Eğlence kuruluşu bile hükümet ajanslarınca yönetiliyor.” Suudi Arabistan’ın Ürdün ve Mısır sınırında kurulacak olan ticaret ve yatırım merkezi projesi NEOM’un riskli bir yatırım olduğunu savunan Economist, söz konusu projenin Dubai’nin adeta bir kopyası olarak tasarlandığı eleştirisinde bulunuyor. Prensin rüya kentleri tasarlamak yerine tüm Suudi Arabistan’ı dünyaya açık, işadamlarına dost, dini toleransın olduğu ve öngörülebilir hukuk sistemine sahip Dubai gibi yapmasını öneren Economist, Prens Salman emriyle Suudi Arabistan’da geçen yıl aralarında prensler ve bakanların olduğu onlarca kimsenin, Riyad’daki 5 yıldızlı bir otelde gözaltına alınmasının yatırımcıları ürküttüğünü bildiriyor.

Veliaht Prensin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin federal yapısını ders olarak çalışmasını tavsiyen eden dergi, BAE modeliyle Suudi Arabistan’ın farklı bölgelerindeki kimliklerin kendini özgürce ifade edebileceği, kendi gelenekleri içinde dini yorumlayabileceği bir düzene geçilebileceğini aktarıyor. Prens Salman’ın öngördüğü dönüşüm sürecinin bugüne kadar prens, âlim ve işadamlarıyla varlığını sürdüren rejimin sütunlarını zayıflattığını raporlayan Economist, demokrasinin Salman için bir meşruluk aracı olabileceğini, prensin gençler ve kadınlar arasında popülerliğinin politik bir güce dönüşebileceğini not ediyor. Buna karşın Veliaht Prens’in şu anda bölgesinde bir başka güçlü adam olma yolunda ilerlediğini ifade eden Economist, Arap Baharı’nın, otoriteryenliğin kolayca kırılabildiğini gösterdiğini belirterek kapak dosyasını şöyle bitiriyor: “En iyisi, insanlara nesne gibi değil vatandaşı gibi davranan, yeni bir tür Arap Monarşiliğine dönülmesi.”

Cevap Yazın