Başarıyla Verilen Demokrasi Sınavı

Türkiye önemli bir demokrasi sınavı vermiştir. Tüm dünyaya bunu en iyi şekilde yapabileceğini ve yaptığını göstermiştir. Sonuçları açısından hepimize, ülkemize hayırlı uğurlu olsun. Bu ülkede seçimleri geride bıraktığımız şu günlerde tekrar aynı ülkenin evlatları olarak farklı partilere oy versekte yaşadığımız toplumla el ele vererek birlikte sorunların üstesinden gelmeliyiz.

24 Haziran 2018 seçimleri sadece Türkiye’de değil tüm dünyada ilgiyle takip edildi. İç ve dış kamuoyunda çok yakından izlendi. Bunun sebebi şüphesiz Türkiye’nin giderek artan önemi ve bölgede üstlendiği roldür. Bu sebeple seçim sonuçlarının yansımaları her açıdan tüm dünyanın da yakından ilgilendiği bir süreç haline geldi. Genel olarak bakıldığında %52’nin üzerinde bir oy oranıyla Sayın Erdoğan’ın başkan olarak seçilmesi tartışmaları bitirdi. Çünkü %52.4 büyük bir rakam ve spekülasyonların ötesinde açık ara en yakın rakibinden yaklaşık %22 puan farkla galip geldi. Bununla birlikte Muharrem İnce de ikinci en güçlü aday olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin 8 puan üzerinde önemli bir rüzgâr yakaladı. Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde alınabilen en yüksek oy oranlarından biri olarak tarihe geçti bu seçim.

Bu seçim neden önemli? Bir kere tüm dünyaya mesaj verildi: Türkiye demokratik olarak hak ve hukuka saygılı, hukukun üstünlüğü paralelinde bu seçimleri gerçekleştirdi. Kimsenin söyleyecek bir sözü yok. En azından haksız bir şekilde bugüne kadar Türkiye’de bir diktatörlük havası oluştuğu algısını yayanlara da herhalde HDP’nin aldığı oy oranıyla en iyi cevap verilmiş olur. HDP’nin barajın altında kalması halinde Doğu ve Güney Doğu’daki bu kadar milletvekilinin tamamının AK Parti’ye geçeceği düşünülürse diktatörlük olsaydı bu parti asla barajı geçemezdi. Bence tamamen demokratik ve Sayın Muharrem İnce’nin de dediği gibi sonuçlarına saygı duyulması gereken bir seçim ortamı var artık Türkiye’de.

Zaten demokrasi kültürünü bırakıp her seçimde kaybettikten sonra kendi başarısızlığını başka sebeplerde aramak da hiçbir siyasetçiye yakışmıyor. Ben bu nedenle Muharrem İnce’nin öz eleştiri yaptığı konuşmanın ardından yola devam edeceğini düşünüyorum. Bundan sonra CHP’de Muharrem İnce rüzgârını görebiliriz. Seçim sonuçlarını kabullenmesini ve yenilgiyi kabul ettiğini ifade eden açıklamalarını saygıyla karşılıyorum.

Bu seçimde Meral Akşener aslında en başta Muharrem İnce’den daha parlak bir aday olarak görülüyordu ama kampanyayı yürütemeyişi ve Muharrem İnce’nin rüzgârının Akşener’e olumsuz yansıması, Akşener’in başarısızlığındaki önemli noktalardan biri. Yine de Meral Akşener’in yeni kurulan parti anlamında aldığı oy oranı küçümsenmemelidir. Şüphesiz seçimin kazanımlarından bir tanesi de Sayın Erdoğan’la birlikte Sayın Bahçeli’nin Milliyetçi Hareket Partisi’nin aldığı oy oranıdır. Bunu şöyle açıklamak mümkün: Birincisi Devlet Bahçeli, Partisi’nin % 5’in altında kalacağı şeklinde açıklamalara tepki gösterdi. Bu kamuoyunda rahatsızlık oluşturdu. Çünkü kamuoyunda herkesin “bir oyum İnce’ye ama diğer oyum HDP’ye sözlerine karşı toplumsal değil milliyetçi refleksleri harekete geçirdi. Kitlede Milliyetçi Hareket Partisi gibi milli refleksi en yüksek bir partinin baraj altında kalmaması gerektiğine vurgu yaptı. Bu kapsamda Milliyetçi Hareket Partisi’ne kayan oylarını ciddi bir bölümü bence Ak Parti’den kaydı. AK Parti’nin oyu tabii geçen seçime kıyaslandığında %7 puan düştü. Neden düştü? Çünkü AK Parti’ye biraz küskün biraz kırgın seçmeni var. Ancak Ak Parti’den bu oyların nereye kayması bekleniyordu? Bir başka partiye kayması asla mümkün değildi. En yakın yine ittifak içinde Milliyetçi Hareket Partisi’ne kaydı.

Bundan sonra Cumhur İttifakı, Cumhur Koalisyonu olarak milletvekillerinin sayısı 300’ün çok üzerinde olarak yola devam edecektir. Şüphesiz bir nokta daha var o da Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi bundan sonraki reform sürecini birlikte yürütecektir. Şimdi bundan sonra en önemli başlıklar her halde ekonominin derlenip toparlanması, bazı dış politika ve askeri-stratejik konularda devam eden zorlu süreçlerin hassasiyetle yönetilmesi olacaktır. Hükümet ve başkanlık sisteminde Sayın Tayyip Erdoğan bunlara hassasiyet gösterecektir. Yeni kabinede kimler olacak bu merak ediliyor. Teknokrat-bürokrat kökenli isimlerle karşılaşmamız sürpriz olmayacaktır. Ama dediğim gibi Türkiye önemli bir demokrasi sınavı vermiştir. Tüm dünyaya bunu en iyi şekilde yapabileceğini ve yaptığını göstermiştir. Sonuçları açısından hepimize, ülkemize hayırlı uğurlu olsun. Bu ülkede seçimleri geride bıraktığımız şu günlerde tekrar aynı ülkenin evlatları olarak farklı partilere oy versekte yaşadığımız toplumla el ele vererek birlikte sorunların üstesinden gelmeliyiz. Benim buna olan inancım tamdır. Seçimler tekrar tüm ülkemize ve dünyaya hayırlı uğurlu olsun.

Cevap Yazın