Casusluk ve Ulusal Güvenlik

Ulusal güvenlik birçok durumda birçok farklı anlama gelebilir. Hükümetler ulusal güvenlik temasını bahane ederek, yolsuzluk veya jeopolitik ittifaklar konusunun kamuoyunda tartışılmasını engellemeyi ya da tamamen ortadan kaldırmayı hedefler. Bu, farklı amaçlara ulaşmak için nispeten etkili bir yöntemdir. Hükümetler geçerliliğini kanıtlamak zorunda kalmadan ulusal güvenlik iddiasında bulunabilirler. Hatta kanıtları sunmanın kendisinin dahi ulusal güvenliği ihlal ettiğini ileri sürebilirler.

Dünyanın her yerinde insanlar yolsuzluk ve ulusal güvenlik konularında çeşitli iddialarda ve serzenişte bulunuyorlar. Dünyada bu serzenişin yapılmadığı hiçbir ülke yok. Eğer bir ülkede -ister vatandaş olsun, ister oturma izni olan olsun, isterse geçici yaşayan biri olsun – bu konudan bahsetmiyorsa bilin ki bunun sebebi iktidarın bireyler üzerinde kurduğu baskıdır

Aksi takdirde bu temalar dünyadaki bütün ülkelerin siyasetinin ve jeopolitiğinin merkezinde yer alır.

Bir ülkedeki mevcut durum ülke dışındaki kişiler tarafından tartışılabilir. O ülkenin sürgündeki vatandaşları bu konular hakkında görüş serdedebilirler. Diğer ülkelerdeki sosyal hareketler bunlar hakkında konuşabilirler ya da diğer hükümetler bu konulardan bahsedebilirler.

Bununla birlikte bu konuları tartışan kimseler belirli bir ülke söz konusu olduğunda, kamuoyu nezdinde bambaşka şeyler de söyleyebilirler. Bu yüzden, neler olduğunu anlamamız ve iddia ve şikâyetleri iyi analiz etmemiz için; insanların kullandıkları dili dikkatle analiz edip, gerçekliği nasıl tasvir ettiklerine bakmamız icap eder.

Yolsuzluk neredeyse kaçınılmaz bir olgudur. Genel bir kural olarak, ülke ne kadar zenginse yolsuzluk miktarı o kadar büyük olur. Basın manşetlerinden, üst düzey bir siyasi figür ya da üst düzey bir şirket yöneticisinin yolsuzlukla suçlandığını hatta hapis cezasına çarptırıldığını öğrenebiliriz. Aynı şeyi alt düzeydeki kişiler de yaparlar ama basının alt düzeydeki görevlileri manşete taşıma olasılığı daha düşüktür. Bir kimse yolsuzluğa nasıl bulaşır? Cevap oldukça basit aslında.

Paranın bir kişiden diğerine aktarıldığı zincirde kendine bir yer bulursa o kişi yolsuzluğa bulaşmış olur. Kuşkusuz, sahip olduğu değerleri bu zincirin bir halkası olmasına mani olan bazı bireyler de vardır. Ancak bunların sayıları bizim sandığımızdan daha düşüktür.İnsanları yolsuzlukla suçlamanın maksadı nedir? Birçok şey olabilir. Mesela hükümeti yıkmak arzusu olabilir. Yapılan eleştiriler sokak gösterilerine ya da hükümet karşıtı eylemlere sebebiyet verebilir. Bu eylemler sonuç getirebilir ya da başarısızlığa uğrayabilir. Ancak hükümeti yıkmak bir hedef olarak orada kalmaya devam eder. Bu sırada iktidar sahibi kimseler, hükümet karşıtı göstericileri yolsuzlukla suçlayıp, kendilerinin hükümet yetkililerini kınayacak pozisyonda olamayacaklarını iddia edebilir. Hükümetlerin birbirleri hakkındaki iddialarında ise yolsuzluk suçlamalarının jeopolitik çıkarlarla birebir bağlantılı olduğunu görürüz.

Genel bir kural olarak bir hükümet, müttefiki olduğu hükümeti ya da iktidarda kalmasını arzuladığı bir hükümeti yolsuzlukla suçlamaz. Bununla birlikte bir hükümet, düşman olarak gördüğü ya da en azından iktidarda kalmasını istemediği bir hükümeti yolsuzlukla suçlayabilir. Ya da bir hükümet, bir başka hükümeti açıkça yolsuzlukla suçlamaktan sakınırken, kapalı kapılar ardında bu sakınmanın geçici olduğunu ve bu durumun devamının diğer hükümetin pozisyonundaki bazı değişikliklere bağlı olduğunu iddia eder. Ulusal güvenlik temasında da durum bundan çok farklı değildir. Ulusal güvenlik birçok durumda birçok farklı anlama gelebilir. Hükümetler ulusal güvenlik temasını bahane ederek, yolsuzluk veya jeopolitik ittifaklar konusunun kamuoyunda tartışılmasını engellemeyi ya da tamamen ortadan kaldırmayı hedefler. Bu, farklı amaçlara ulaşmak için nispeten etkili bir yöntemdir. Hükümetler geçerliliğini kanıtlamak zorunda kalmadan ulusal güvenlik iddiasında bulunabilirler. Hatta kanıtları sunmanın kendisinin dahi ulusal güvenliği ihlal ettiğini ileri sürebilirler.Bu konuların kamu tarafından tartışılmasının önündeki engeli aşmanın bir yolu içerden birinin basına bilgi sızdırmasıdır. Bu kişi basına haber vererek, basının ulusal güvenlik konusundaki iddiaların, muhalefeti susturmak amaçlı kullanıldığı haberini yaymasını bekler. Ancak böylesi bir sızıntı hükümet tarafından ulusal güvenliği tehlikeye attığı gerekçesiyle derhal kovuşturmaya uğrar.

Ulusal güvenlikle bağlantılı olan diğer bir konu da casusluktur. Casusluk evrenseldir. Ancak bu pahalı ve zor bir meslektir. Bu nedenle zengin ülkeler bu işi daha kapsamlı ve muhtemelen başarılı bir şekilde yaparlar ve karşı tarafın casuslarını daha şiddetli bir şekilde cezalandırabilirler. Okur, bu yazıda şimdiye kadar herhangi bir ülkenin adını kullanmaktan kendimi alıkoyduğumu fark etmiştir.

Bunun nedeni, bu yazının sadece tek bir ülkenin politik veya jeopolitik durumuyla ilgili olmamasıdır. Vurgulamaya çalıştığım asıl nokta, tüm bu olup bitenlerin, son zamanlarda sıkça kullanılan tabirle ifade edersek, “sahte haber (fake news)” den başka bir şey olmamasıdır. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki suçlamalara sahte haber demek de kamusal tartışmayı bastırmaya çalışmanın başka bir yoludur. Peki, gerçekte neler olduğunu anlayabilme hususunda tamamen çaresiz miyiz? Neyin gerçek olup neyin olmadığını anlamanın hiç bir yolu yok mu? Tabii ki var.

Makul bir analiz yapabilmek için, her birimiz farklı durumlarda tekrarlayan bu temaları bir dedektif edasıyla takip edip anlayabiliriz. Ama mesele şu ki dedektiflik de çok ama çok fazla mesai gerektiren bir iştir.

Sadece çok azımızın bu iş için isteği, parası ve vakti var. Bu nedenle bu işi başkalarına devrederiz: Bir ya da birden fazla toplumsal harekete; bir ya da birden fazla gazeteye; bir ya da birden fazla kişiye. Bunu yapmak için, taşeron(lar)a güven duymalı ve onları düzenli bir şekilde yenilemeliyiz. Bu büyük bir iş. Detektifliği kendimiz yapmadığımız müddetçe veya birinci sınıf ve güvenilir bir taşeron bulmadıkça, bu tekrarlanan temalar bizi boğacaktır. Zira zaten oldukça çok güçsüz bir haldeyiz.

Cevap Yazın