Dijital Dünya Projesi: Bitcoin

21. yüzyıl Dijital Dünyası’nın kurgucuları çocuk ile aile, devlet ile vatandaş, insan ile toprak, insan ile ruhu arasındaki bağı kopartıp tüm geçmiş tarihi ve kültürel birikimi de dejenere ederek zihinlere yeni bir format atmak ve yeni kavramlarla dünyayı/evreni, gerçekliği açıklamak ve kendi istekleri doğrultusunda algılatmak peşindeler.

Sene başında değeri bin dolarken son haftalarda 16 bin dolardan işlem görmeye başlayan dijital para birimi Bitcoin, tüm dünyada en çok konuşulan, tartışılan bir o kadar da endişeyle karşılanan konular arasında yer alıyor. Öyle ki 2017 yılında yüzde 1.500 değer kazanan bir para biriminden bahsediyoruz.
Piyasada Bitcoin’in rakibi sayılabilecek Ripple, Litecoin, MIOTA, Dragonchain, FirstBlood, Bela, Interstellar, Honey gibi yaklaşık 1300 civarında dijital para birimi var. Yakında sayılarının on binleri bulacağı söyleniyor. Örneğin Microsoft, Fujitsu gibi şirketlerle işbirliği yapan ve kendini ‘nesnelerin interneti’ alanında ilk piyasa alanı olarak tanımlayan MIOTA, yeni dijital para birimlerinden sadece biri.

Bitcoin’in de içinde olduğu yaklaşık 1000 farklı para biriminin bugün toplam piyasa değeri yarım trilyon dolar kadar. Birçok ülkenin olduğu gibi bu konuda Türkiye’nin de kafası bir hayli karışık. Bitcoin’e kayıtsız kalmayalım diyenler de var uzak durulmalı diyenler de. Bu sebeple son zamanlarda yasal bir dayanağı olmayan kripto paralara ilişkin düzenlemelerin geliştirilmesi için bir çalışma grubunun oluşturulmasına karar verildi.

The Economist (1988): Tek Dünya Parasına Hazır Olun

İsterseniz meseleyi en başından ele alalım. The Economist’in 1988 yılı 9 Ocak tarihli sayısı “Tek Dünya Parasına Hazır Olun” temalı bir kapak fotoğrafıyla çıktı. Dergide yayınlanan “One World One Money” başlıklı makalede küresel tek para biriminin faziletlerinden bahsediliyordu. Makalede dijital tek para birimi fikrinin her ne kadar Harvard Üniversitesi’nden Richard Cooper’in fikri olduğu ifade edildiyse de meselenin arka planı bir hayli karanlık ve bir o kadar da ince planlanmıştı.

Kapak fotoğrafında Zümrüdü Anka Kuşu’nun (Phoenix) ayakları altında dünyanın geçerli tek para birimi olan dolarların yakılması ve boynunda asılı duran dijital para birimi dikkat çekiyordu. İlginç olan 2018 tarihinin verilmesi ve “Tek Dünya Parasına Hazır Olun” başlığının atılmasıydı.

The Economist 31 Ekim 2015 tarihli kapağında bu sefer doğrudan dijital para Bitcoin’i konu ederek onu dünyayı döndüren bir çarkın içinde ve yine altın renginde resmediyordu. Konuyla alakalı bir makalede “Bazı bankalar ve hükümetler bu yeni teknolojiyi incelerken, bazıları da kesin olarak onunla savaşacaklardır.” deniliyordu. Ve elbette son yıllarda hükümetlere ve bankalara olan güvenin sarsılacağı da özellikle vurgulanıyordu. Bu aynı zamanda önümüzdeki dönem ciddi para savaşlarının yaşanacağı anlamına gelmektedir. Kısacası 2018 yılı büyük finans şirketlerinin, bankaların batacağı/ batırılacağı, mevcut dünya finans sistemine güvensizliğin tavan yapacağı bir yıl olacaktır.

2012 yılında Brezilya’da yapılan Rio olimpiyatlarının kapanış seremonisindeki görüntü, 1988 The Economist Dergisi’nin kapağındaki Zümrüdü Anka ve altında yanan ateş ile hemen hemen aynıydı. Bilirsiniz küresel finans sistemi içinde yer alan baronlar ligi bu tür mesajları sever. Ve bir müddet sonra ilgili kuruluşlar bu mesajları almışçasına işe koyulur.

Kripto Para Birimine Geçen Şirketler

Kaldı ki 2016 yılında dünyanın en büyük 4 bankası yeni bir dijital para geliştirmek için işbirliği yapma kararı aldı. Bu bankalar İsviçre’nin en büyük bankası UBS, Deutsche Bank, Santander ve Bank of New York Mellon.

İki hafta kadar evvel iki dünya devi Kodak ve Bosch bundan 30 yıl önce The Economist’in 1988 kapağını doğrularcasına belirtilen tarihte (2018) kripto para birimine geçeceklerini duyurdu.

Dünyanın en büyük, en karanlık şirketlerinden biri olan ve sermaye yönetimiyle yatırımcının yaklaşık 4,7 trilyon dolarlık servetini işleten Blackrock’un CEO’su da Bitcoin’in gelecek vaat ettiğini açıkladı. Goldman Sachs ise Bitcoin fiyatlarının daha da artacağını söyledi ve müşterilerine Bitcoin hizmeti vermeyi düşündüklerini açıkladı.

Devletler Dijital Para Birimine Hayır Diyemiyor

Rus devleti önce dijital paranın yasaklanacağını ilan etti. Çünkü Putin dijital paraların ciddi bir risk oluşturacağını düşünüyor. Ne var ki Rusya bu konuda zorlanmaya devam ediyor. Çin ise önce Bitcoin’in yasaklanacağı açıklamasını yaptı. Bu açıklamadan bir süre sonra kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Çin’in kredi notunu anında düşürdü. Çin bir müddet sonra kesinlikle dijital paraların yasaklanması yoluna gitmediğini belirtti. Hatta Çin’in kendi dijital parasını hazırladığı şeklinde haberler geliyor. Çin merkez bankasının araştırma bölümünün de devlet destekli dijital parayı savunduğu anlaşılmakta.

Japonya Bitcoin işi yapan bazı büyük firmalara lisans verdiğini resmen açıkladı. Ve ardından yeni dijital para birimini dünyaya duyurdu. Estonya ise dijital para biriminin adını koydu bile Estcoin! Hindistan en çok kullandığı banknotları tedavülden kaldırdı. ABD’de, pek çok şirket ve işletme Bitcoin ile ödeme kabul etmeye başladı. Kanada’da Bitcoin işlemleri oldukça serbest. Güney Kore’de ise hükümet kripto para piyasasını tamamen yürürlükten kaldırmaya yönelik bir yasa tasarısı hazırladığını açıkladı. Ancak bu karardan vazgeçildi. Bitcoin, Güney Kore’den gelen kripto para hesaplarını yasaklama kararının geri çekilmesinin etkisiyle % 4.96 arttı, 14.282 dolardan işlem görmeye başladı.

Doların Egemenliği Sona mı Eriyor?

Peki, doların egemenliği bittiğinde bu yeni sistemden en çok etkilenecek ülke olan ABD’nin finans baronları ne yapacak? Bilindiği gibi Amerikan sistemi, küresel/emperyal para (dolar) rejimiyle parayı yağmanın, sömürünün, dolandırmanın, işgalin ve ölümün aracı haline dönüştürmüştü. 1971 yılına kadar altın ve gümüş karşılığında basılan dolar bu tarihten sonra hiçbir kritere dayanmadan karşılıksız basılmaya başlandı. 1971 yılına kadar doların üzerinde “on gold in on silver” yazılıydı. Bu tarihten sonra” God we trust” yani “Biz Tanrı’ya güveniriz.” yazıldı. Tanrı, yani dolar!

Bu aynı zamanda doların “Yeni Dünya Düzeni” projesi doğrultusunda bir silah gibi kullanılmaya başlandığı tarihtir. Fakat asıl kırılma 1978 Washington Uzlaşısı ile başlatılan küresel serbest piyasa süreciyle yaşandı. Bu tarihten sonra paranın küçük bir grubun tekelinde, ülkeleri krize sokarak diz çöktürmek suretiyle egemenlik kurma, yıldırma ve dirençlerini kırma yolunda finansal operasyonlarda kullanıldığını gördük ve hala görmekteyiz. Küresel sermayenin %50’sinden fazlasını tekelinde bulunduran finans oligarkları, faiz operasyonlarıyla ve IMF eliyle ülkelere enflasyon ihraç ederek dünya halklarının üzerine sürekli vergi saldı.

Dolar Rejimine Direnen Ülkelere Operasyon Yapıldı

Küresel finans sisteminin dışında alternatif yol arayışlarına giren ülkeleri de kriz/darbe/terör yöntemleriyle sindirdiler. Türkiye’de Gezi kalkışması ve 17-25 Aralık FETÖ operasyonu buna örnektir. Keza Brezilya ve Venezüella gibi ülkelerde de benzer finans operasyonları yapıldı. Erdoğan’ın 2013’ün yazında “faiz lobisi” şeklinde kavramsallaştırdığı bu sistem, 200 yıldır savaş, kan ve gözyaşı üzerinden servet biriktiren ve dünyayı her geçen gün fakirleştiren, ülkeleri diz çöktüren finans oligarşisinden başkası değildi. Gezi kalkışmasının tam ortasında Alman Deutsche Bank, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na faiz yükseltmesi için ısrar ediyordu. ABD Finans devlerinden Citi de Türkiye’nin faiz arttırması gerektiğini aksi takdirde durumun gittikçe kötüleşeceği uyarısında bulunmuştu.

Putin, IMF’i tehdit edip, baronlara ödeme yapmayacağını açıkladığında Kasım 2014’te para birimi rubleye operasyon yapıldı. Ülkelerin para birimlerini dolar karşısında değersizleştiren ve sürekli borçlandıran bir mekanizmaydı bu. Çünkü 1978 yılında para manipülasyonları için tüm şartlar oluşturulmuş ve 2014 yılı itibariyle faiz, döviz, borsa üzerinden döndürülen toplam sanal para miktarı yaklaşık 840 trilyon doları bulmuştu.

Küresel Finans Sistemi Krizde

Bu parayla gelişmekte olan ülkelerin paralarının değeri dolar karşısında sürekli düşürülmektedir. Dünyada yaşanan gelişmeler, 1971 yılından beri bedelsiz dolar basarak dünya finans sistemini tekelinde tutan çeteyi, her geçen gün uçurumun kenarına doğru gitmekten kurtaramadı. ABD, bu sistemle 2008 yılına kadar dayandı. 2008 yılında 30 milyon insan bir gecede iflas etti. İsyan dalga dalga yayıldı. 2008 krizinde piyasaya olağanüstü para pompalayan ABD merkezli küresel finans sistemi, bugün gelinen nokta itibariyle yine çok ciddi bir krizin eşiğindedir. ABD’de Temmuz 2013 itibariyle ödenmemiş kredi kartı borçları 850 milyar dolar civarındaydı. FED ise çıldırmış gibi para basıyor. Sistemin çarkları gıcırdamaya başladı. Sistemin tıkanması gerekiyordu çünkü 1988 yılından beri üzerinde çalışılan küresel bir projenin alt yapı çalışmalarıydı bunlar. Doların çöküşü ile sistem kilitlenecek ve yeni para birimine geçilecekti.

Yeni Proje: Dijital Medeniyet

Stratejist Abdullah Çiftçi ile yaptığımız görüşmede Çiftçi, dijital para biriminin gerçekte New World Order/21. Yüzyıl Dijital Dünya Projesi olduğunu ifade etti. Öyle ki dijital para Bitnation’un estirdiği fırtınanın arka planında yeni bir finans düzeninin ayak sesleri duyuluyor. Peki, bu nasıl bir finans düzeni ve bununla ne amaçlanıyor? Neden Bitcoin?

21. Yüzyıl Dijital Dünya Projesi

Bitcoin ve altcoinlerin gündemi belirleyici bir noktaya gelmesi ile bu mevzu her geçen gün karmaşık bir hale geliyor. Dijital Dünya Projesi/Blokchain teknolojisi anlaşılmadan gelecekte neler olabileceğini kestiremeyiz. Bilindiği gibi Yeni Dünya Düzeni aynı zamanda Tek Dünya Devleti projesidir.

Tek Dünya Devleti global bir anlaşmadır ve teknolojisi de Blokchaindir. Neden Blokchain? Yeryüzünde kendilerine oyun kurucular diyenler ve kendilerini “üstün akıl” olarak görenler (aslında şeytani akıl), 21. yüzyılda dünya tarihine, uygarlık tarihine, medeniyet tarihine, dinler tarihine, paranın tarihine format atma peşinde. Dijital bir uygarlık/medeniyet ve yeni kavramlar. Blockchain/Dijital paraları gündeme kim getirdi? Ne zaman ortaya çıktı? Tasarım kimin? Teknoloji kimin? Amaç ne? Dijital Dünya Projesini (Yeni Dünya Düzeni-NWO) doğru sorgulamadan, bizi neyin beklediğini anlayamayız. Son 300 yıldır dünyanın parasının ve finans düzeneğinin sahiplerinden ve kurdukları düzenekten bahsetmiştik.

City Of London, NY, Pekin, Berlin, Paris gibi finans/teknoloji düzeneğini elinde tutanlar neden dijital paraya yöneldi? Gariban vatandaş para kazansın diye mi? İspanya’dan göç eden Kabalist/Mesiyanik/Paganlar 1500’lü yıllarda Swiss Bank’ın sistemini kurdu. İngiltere Merkez Bankası’nı kontrol edenler sonra ABD Merkez Bankası’nı kontrol etmeye başladı. Kâğıt para, dolar zaten kontrollerinde iken neden dijital parayı gündemimize soktular? Bitcoin ilk olarak 2009 Ocak ayında kim olduğu hala bilinmeyen Japon Satoshi Nakamoto tarafından duyuruldu. Blokchain olmasaydı Bitcoin de olmayacaktı. Demek ki Blokchain teknolojisi daha eskilere dayanıyor. Bu teknolojinin arkasındaki güçler acaba kâğıt paraya hâkim olanlarla aynı kişiler mi?

Türkiye’de uzmanlar ABD’de patlak veren 2008 ekonomik krizi sonrası finans piyasalarına güvenin azaldığını, bu sebeple Satoshi Nakamato’nın 2009’da Bitcoin’i piyasaya sürdüğünü iddia ediyor. Oysa The Economist Dergisi’nin 1988 yılına ait kapağını tekrar hatırlayacak olursak Blockchain’in o tarihlerden itibaren gündemde olduğunu anlarız. The Economist dergisinin kapağındaki kuş (phoenix ) bilindiği gibi mitolojide “Küllerinden Yeniden Doğma” anlamına gelir. Yani bu paganlar, dijital dünya projesi ile küllerinden yeniden doğacaklarını ima ediyorlar.

Dijital Dünya Projesi: Dijital Uygarlık Tasarımı

Tek Dünya Devleti Projesi, New World Order (Yeni Dünya Düzeni) dedikleri de aslında bir Dijital Dünya Projesidir. Vatandaşları devletlerinden kopartıp Blockchain’e entegre ederek devletleri etkisizleştirme ve global bir konsensüs sağlama projesidir.

Dijital Dünya Projesinin, Blockchain ve Dijital paraların arkasında Cashless Society (Nakitsiz Toplum) Rothschild (http://identity.foundation (merkezileşmeden çıkarılmış kimlik vakfı), http://id2020.org -Carnegie foundation ve Rothschild foundation, Rockafeller gibi büyük yapılar var. http://13-identity.foundation sitesine girildiğinde şirketlerin sahiplerinin arka planda aynı olduğu görülecektir. Kısacası arka planda dünyanın finans ve büyük teknoloji şirketlerinin sahipleri var. Yani dijital Dünya kurgusunun arkasındaki şirketler aynı. http://14-id2020.org şirketinin web sitesine girildiğinde ise bu sitenin altında Rockafeller ve Aceenture’yi göreceksiniz. Dijital Tek Dünya Devleti için kurgulanan proje adım adım hayata geçiriliyor. Türkiye’de ise maalesef bu büyük projenin bütününü gören insan neredeyse yok gibi! Bitnatino.com yeni dijital devletçikler projesi.

Yeni vatandaşlık tanımı… İnsana istediği dijital devlette vatandaşlık alma hakkı. Sitenin alt kısmına bakıldığında her şey net bir biçimde görülüyor.

Zihinlere Format Atılmak İsteniyor

21. yüzyıl Dijital Dünyasının kurgucuları çocuk ile aile, devlet ile vatandaş, insan ile toprak, insan ile ruhu arasındaki bağı kopartıp tüm geçmiş tarihi ve kültürel birikimi de dejenere ederek zihinlere yeni bir format atmak ve yeni kavramlarla dünyayı/evreni, gerçekliği açıklamak ve kendi istekleri doğrultusunda algılatmak peşindeler. Blockchain merkezli Bitcoin dijital para biriminin altında yatan asıl gerçek budur.

Bugün günde ortalama 100 bin kişi Blockchain’e kayıt yaptırıp dijital dünya vatandaşı oluyor. Bitcoin ile zengin olma hikâyeleri her geçen gün abartılarak veriliyor. İnsanlar tüm birikimlerini yani elindeki reel parayı dijital paraya çeviriyor. Borsaya, yerli yatırıma gidecek paralar başka ülkelere transfer oluyor. Garsonundan berberine, profesöründen işadamına kadar herkes dijital paradan zengin olma peşinde. Dijital paralar, piyasası oturana kadar yeni zenginlerini çıkartacak. Birçok şirket, personelin verimliliği düştü, çalışma istekleri azaldı bahanesiyle şimdiden dijital paraya doğru yönelmeye başladı.

Blockhain Yeni Değerler Vaat Ediyor

Sanayi devrimi sonrasında yeni bir Dijital Uygarlık/Dijital Medeniyet tasarımı önümüzde duruyor. Bu küresel proje anlaşılmadan ulus devletlerin geleceğinden ve insanın şimdiki yaşam tarzından söz edilemez. Blockchain’de (Dağıtık Veri Tabanı) yeni kayıtlar birçok bilgisayarda tutulur. Kimse silemez ve şeffaf deniliyor ancak doğru soru projenin niçin kurgulandığı ve arkasında olanların “insana biçtiği yeni rol” nedir? Bitcoin üzerinden sorgulanmayan budur. Blockchain, dünya insanına yeni bir yaşam şekli, yeni değerler kazanma şekli, harcama şekli, evlenme şekli, vatandaşlık gibi yenilikler(!) sunuyor. Bu yeni bir devlet sistemidir. Dijital cüzdanıyla yeni devletine katılan mekanik insanlar. Blockchain’i web3 olarak da düşünebiliriz. Bir habere göre; “Intel, AMD ve ARM şirketlerinin ürettiği işlemcilerde ‘Meltdown’ ve ‘Spectre’ adlı çok ciddi güvenlik açıkları bulundu” Bir bakıma dijital kıyamet haberi. Yani açığı biz oluşturduk biz ifşa ediyoruz deniliyor.

Devletler Buharlaşıyor mu?

Blockcahin ile işlemler peer-to-peer paylaşıma dayalıdır. Yani devlete gerek yok demektir bu. Devletin kayıtları silinebilir ama burada kayıt silinmez, denetlenebilir. Devleti yönetenlerin bu yeni durumu çok iyi analiz edip ona göre strateji geliştirmesi gerekmektedir. Dijital Dünyada kontrol edilmeyen herhangi bir eylem yoktur. Kontrol devletten, küreselcilerden geçiyor. Bu durum dijital parada da öyledir. Paranın yüzde yüz kontrolü devletten dijital dünya kurgucularına geçiyor. Blockcahin anlaşılmadan dijital dünya projesi anlaşılmaz. Blockchain, internetten sonra en önemli projedir. Blockchain’e yani dijital dünya vatandaşlığına geçiş önemli bir sayıya geldiğinde kâğıt paralar kalkacak. Bu süreçte dijital paralar kazandırmaya devam edecek. Bilindiği gibi global medyanın yüzde 95’i, sosyal medyanın da daha fazlası küreselcilerin tekelinde.

Alibaba/Amazon/Ebay vs. gibi global şirketler hangi dijital parayı kabul ederse o para öne çıkacaktır. Bunun algısı üretilmeye başlandı bile. Dünyanın algısını medya/sosyal medya üzerinden yöneten küreselciler istedikleri ürünü, markayı bir numara haline getirebilir.

Küreselciler İle Kapitalist Büyük Amerikancıları Meydan Savaşı

Dijital dünya kurgucularının 2018 olarak belirlediği tarihi, kuşun göğsünde görüyoruz. Bunun anlamı tüm dünyanın finans şirketlerine yıpratıcı operasyonla dijital paranın ve Blokchain işlemlerinin önünü açmaktır. Dünyanın 2017 sonu itibarı ile borcu 236 trilyon dolar. ABD ise borçlanmada ilk sırayı çekiyor. Dolar zarar görürse ABD ekonomisi çöker. Yani Küreselciler ile Kapitalist Büyük Amerikancıların meydan savaşı Orta doğu’da ve farklı coğrafyalarda değil ABD finans düzeneği üzerinde de artacak.

Öyle ki ABD’li sermaye piyasası otoritesi düzenleyici kurum The U.S. Securities and Exchange Commision (SEC) Mart ayında Bitcoin’in Borsa Yatırım Fonu olmaya yönelik başvurusunu reddetmiş ve Bitcoin’in ABD borsalarında işlem görmesine izin vermemişti.

İki hafta önce yaptığı açıklamada ise Bitcoin üzerinden para kaybederseniz çabalarımızın yatırımınızı geri almanız şeklinde sonuçlanmayacağı yönünde önemli bir risk bulunduğuna dair sizi uyarıyoruz.” dedi.

ABD’li uluslararası yatırım bankası J.P. Morgan Chase’in Üst Yöneticisi (CEO) Jamie Dimon ise yaptığı açıklamada, Bitcoin’in “sahtekarlık” demek olduğunu ve “spekülatif” olduğunu dile getirdi ve bankasındaki finansal çalışanların Bitcoin ticareti yapması durumunda onları kovacağını söyledi.

Görülen o ki Bitcoin savaşları önümüzdeki yıllarda hız kazanacak. Ekonomik Armegeddon yakındır. Asıl kıyamet finans dünyasında yaşanacak.

Bitcoin’i sıradan dijital bir para birimi olarak ele almak bizi yanıltır. Son yıllarda hız kazanan yapay zekâlarla ve dijital para birimleriyle, nötr cinsiyet projeleriyle insanlık arka planda yeni bir medeniyete ve devlet şekline doğru sürükleniyor. Aile değerlerinin yıkıma uğratılacağı, geçmiş tarihi ve kültürel mirasın tamamen hafızadan silineceği, dinlerin tasfiye edilip yerine ortak bir insanlık dininin temellerinin atılacağı yepyeni mekanik, teknik, dijital bir dünyaya doğru yol alıyoruz.