Kahraman Pelerinli Vesayet Bekçisi!

Siyasi pazarlama ve toplum mühendisliği ile 28 Şubat’ta askeri vesayete karşı direnç gösterdiği iddia edilen Meral Akşener üzerine yeni projeler inşa edilmeye devam ediliyor. Ancak temel sağlam olmayınca, inşaat sağlıklı yürümüyor, umutlarda artçı sallantılar sürüyor. Gerçeğin ortaya çıkmasıyla beraber deprem ve yıkım kaçınılmaz! O gerçeklerden biri de Akşener’in 28 Şubat’ın kahramanlarından değil, aktörlerinden birisi olduğudur!

Siyasi pazarlama ve toplum mühendisliği ile 28 Şubat’ta askeri vesayete karşı direnç gösterdiği iddia edilen Meral Akşener üzerine yeni projeler inşa edilmeye devam ediliyor.

Ancak temel sağlam olmayınca, inşaat sağlıklı yürümüyor, umutlarda artçı sallantılar sürüyor. Gerçeğin ortaya çıkmasıyla beraber deprem ve yıkım kaçınılmaz! O gerçeklerden biri de Akşener’in 28 Şubat’ın kahramanlarından değil, aktörlerinden birisi olduğudur!

Yıl 1997… Çankaya Köşkü’nde MGK toplantısı başlamıştır. Gerilim yüksektir. Direnen Erbakan Hoca yalnız da olsa sözünü esirgememekte; askeri vesayetin sunduğu materyallere itiraz etmektedir. Tutanaklar bu tezimizi doğruluyor. Tutanaklar yıllarca kahraman kostümü giydirilen Akşener için aksini gösteriyor.

Direnmek Yerine Destek

Akşener’in 28 Şubat 1997 günü öğleden sonra başlayan ve 9.5 saat süren tarihi MGK toplantısında cuntanın dayattığı 18 maddeye ve cunta yapısına karşı sarf ettiği sözler gündemden kaçırılıyor. İrtica üzerine cunta heyeti akla mantığa sığmayan iddialar gündeme getirirken, rejim aleyhtarı olduğu öne sürülen faaliyetler masaya getirilirken, toplantıda olan İçişleri Bakanı Meral Akşener, sessiz kalmayı, başını sallayarak desteklemeyi tercih ederken, toplantı sonuna doğru; “Biz, yeni atanan emniyet müdürlerine talimatları verdik.

Aynı şekilde gelecek haftalarda da valilerle bir toplantı yapıp dikkatlerini tekrar çekeceğiz, konuyu hassasiyetle, dikkatle takip edeceğiz” diyordu. Bu sözleri ile Akşener’in cuntaya direnmek yerine, destek verdiği, yeni atadığı emniyet müdürlerini askeri vesayetin dayattığı baskıyı millete uygulamaları için kodladığı, cuntanın taleplerini valilerle de paylaşıp; gereğini yapacağını beyan ettiği anlaşılıyor.

MGK Toplantısında Kurabiye Keyfi

MGK toplantısında MGK Genel Sekreteri Emekli Orgeneral İlhan Kılıç’a yakın oturan Akşener, masada gerilim tırmandığında müdahil olmak yerine kurabiye yiyordu. Üstelik İlhami Kılıç’ın ikram ettiği kurabiyeleri büyük bir iştahla yiyor; yetmiyor yıllar sonra bir söyleşisinde “İlhami Kılıç çok babacan biriydi.” diyordu. Türkiye tarihine “post modern darbe” olarak geçen ve toplum ile siyaset üzerinde derin postal izleri bırakan 28 Şubat’ın mimarlarından olan Kılıç’ı öve öve bitiremiyordu!

Örtülü ve Açık Operasyonlar

Hatırlanacağı üzere; Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında kurulan REFAHYOL koalisyon hükümeti, dönemin komutanları ve Cumhurbaşkanı Demirel’in verdiği destek ile iktidardan indirilmişti. Demirel örtülü operasyonlarda cunta karargahının hep yanında durmuş, yürütülen psikolojik harekâtın bir parçası olmuştu.

Akşener de, Demirel ile oldukça yakınlaşmıştı! Hatta Emniyet müdürleri taslak kararnamesini Erbakan’a onaylatan Akşener, Demirel’in isteği üzerine gizlice değiştirmişti. Bu o günlerde büyük krize neden olsa da karmaşık sosyal ve siyasal atmosferden dolayı medyanın dikkatini çekmemişti! Akşener, sessiz sedasız, emniyet teşkilatının yapısında Başbakan Erbakan’dan habersiz önemli değişikliklere imza atmaya devam etti. Devlet teamüllerine aykırı şekilde emniyette görevden almalar aralıksız sürdü.

Hiç Boş Durmadı

MGK’nın aldığı skandal kararların savunuculuğunu hemen her platformda üstlenen Akşener, gazetecilerin sorularına, “kesinlikle askerin bir dayatması olarak görülmemelidir.” şeklinde cevaplar verdi. “İrtica ile mücadele” adı altında milletin değerlerine savaş açan kararları meşru gören Akşener, İmam Hatip okullarını vesayet altına almak için de boş durmadı. İlk ve orta dereceli okullar için 25 Kasım 1996’da Bakanlar Kurulu’na sunduğu taslak düzenleme ile harekete geçti. Planı gören ve anlayan Refah Partisi’nin karşı koyuşu sayesinde düzenleme hayata geçirilmedi.

Akşener’in Verdiği Uygulama Emri

Dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’in 28 Mart günü valilik ve emniyet müdürlüklerine yazdığı uygulama emri var ki; cuntanın “Şeriat geliyor!” şeklindeki sun’i korku politikasına tam destek anlamına geliyordu. Uygulama emrinde tarikatlara baskı isteniyor, okullarına müdahale, yurtlarına işlem yapılması emri veriliyordu. (O dönem tüm tarikat ve cemaatler bu operasyonlara maruz kalırken FETÖ’nün de önü açılıyordu.)

Medreselerin, Kur’an Kursları’nın da mülki amirlerce yakından izlenmesi, gerektiği takdirde kapatılması istenen uygulama emrinde; dernek ve vakıfların derhal gözlem altına alınması, irticai faaliyette bulunan yöneticiler hakkında yasal takibata girişilmesi emri yer alıyordu.

Milleti Kafese Alma Girişimi

Hatta söz konusu emirde, “Kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelere, aşırı dinci kesimden veya yasa dışı örgütlerden muhtemel sızmaların önlenmesi için, personel alımı ve çalıştırılmasının devamlı takip edilmesi, sızan bu tip personelin işine son verilmesi…” ifadelerine yer veriliyor, “Ülke sorunlarının çözümünü “millet” kavramı yerine “ümmet” kavramı bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne de aynı bazda yaklaşarak onları cesaretlendirici girişimler önlenmelidir.” denilerek, Müslümanlar bölücü ilan ediliyordu!

Söz konusu genelge, İçişleri Bakanı Meral Akşener tarafından Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Bakanlığının tüm birimleri ile illerin valiliklerine gönderiliyordu.

Kısa süre sonra İçişleri Bakanlığı tarafından Refah Partisi’ne ait belediyelere soruşturma başlatılıyordu.

Refah Partisi, ‘irtica’ ve ‘laiklik karşıtlığı’ gibi abes iddialarla linç edilmeye çalışılıyorken, Akşener imzalı genelge ile yüzlerce Refah Partili belediye emniyet tarafından gözlem altına alınıyordu.

Tepkiler yükseliyordu. Haklarını arayanlar doğal olarak eylemler düzenliyor, küçük çaplı toplantılarda bir araya geliyorlardı. Yürüyüşler ve hatta toplantılar da Akşener tarafından yasaklanıyor, hak mücadelesi verenler hakkında 15 Hazirandan itibaren soruşturmalar açılıyordu.

Tanklara Direnmek Yerine Siyasete Direndi

28 Şubat’ın sembol isimlerinden Bekir Yıldız meselesi var birde…

Yıldız, 30 Ocak 1997’de Sincan Belediyesi “Kudüs Gecesi”nde sahneye konulan oyundaki “cihat” vurgusuyla hedef oldu. Tanklar, Sincan sokaklarında yürürken Bekir Yıldız belediye başkanıydı.

İçişleri Bakanı Meral Akşener, tanklar siyasetin üzerinden geçerken, Bekir Yıldız’ı görevden uzaklaştırdı. Daha sonra ise Bekir Yıldız tutuklanarak cezaevine konuldu.

Sivil Siyasete İhanet

Gelelim 28 Şubat ile yüzleşme ve hesaplaşma dönemine. Cunta mahkeme önündeydi. Yargılama sürecinde, 28 Şubat sürecinde sürekli gündeme getirilen Emekli Korgeneral Çetin Saner’in Akşener’e yönelik “Yağlı Kazığa Oturturum.” sözleri mahkeme gündemine getirildi.

Tabii Akşener’e o sözler hatırlatılıp, “Şikâyetçi misiniz?” diye soruldu. İddianamede mağdur müşteki gözüken 28 Şubat sürecinin İçişleri Bakanı, Çetin Saner’den “yağlı kazık” sözleri nedeniyle şikayetçi olmadı.

Algılar çöktü, gerçek o gün daha da belirginleşti. Sivil siyaseti savunduğu iddia edilen Akşener, kayıt dışı siyasete hizmet ettiğini, bu yolda gerektiği takdirde en ağır hakaretleri bile sindirebileceğini görmemizi sağladı!