Türk Amerikan İlişkilerinde Nereden Nereye?

ABD’nin “Monroe Doktrini’ni” takip ettiği, yani sözde kendini Amerikan kıtasına hapsettiği bu yıllar, Amerikan misyonerlerinin Osmanlı coğrafyasında çalışmalarının başladığı yıllardır. Amerika’yı tanımadan bugünkü sorunları anlamamız mümkün değil.

Yaklaşık iki yüz yıla yaklaşan Türk Amerikan ilişkilerinin II. Dünya Savaşı’na kadar daha çok ekonomik boyutta geliştiği, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ekonomik bir güç olarak belirmesiyle, ilişkilerin siyasî görünüm kazandığı biliniyor.

II. Dünya Savaşına kadar Türk-Amerikan ilişkilerinin sadece ekonomik boyutta kaldığı acaba doğru mu? II. Dünya Savaşına kadar Türk-Amerikan ilişkileri iki Türk devleti (Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti) döneminde benzer karakterde görülebilir. Osmanlı dönemi Türk Amerikan ilişkilerini sadece ekonomik boyutta ele almak, “gayri siyasî” olarak nitelemek ve ABD’nin Osmanlı coğrafyası üzerindeki siyasî faaliyetlerini ve gayelerini görmezden gelmek eksik ve hatalı bir bakış açısının ürünüdür.

Dolayısıyla bu yanlış perspektif, “Ermeni meselesi”, “misyonerlik faaliyetleri” gibi günümüze uzanan sorunları doğru algılamayı güçleştireceği gibi, ABD’nin Orta Doğu, Türkistan, Asya ve Türkiye politikalarının da arka planını görmeyi zorlaştıracaktır. Osmanlı Devleti dönemi Türk-Amerikan ilişkileri sadece ekonomik olaylardan ve antlaşmalardan oluşmuyor.

Çünkü ABD’nin “Monroe Doktrini’ni” takip ettiği, yani sözde kendini Amerikan kıtasına hapsettiği bu yıllar, Amerikan misyonerlerinin Osmanlı coğrafyasında çalışmalarının başladığı yıllardır. Amerika’yı tanımadan bugünkü sorunları anlamamız mümkün değil.

ABD nasıl kuruldu?

Devamı Yörünge Dergisi 2. Sayısında (Kasım/2017)