Şiddetin Sembolleşmiş İsmi: Che Guevara

Doğu Almanyalı besteci Wolf Biermann, Guevara için “Silahlı İsa Peygamber” benzetmesi dahi yapmıştı. Jean Paul Sartre, Che için sadece bir entelektüel değil, o aynı zamanda çağımızın mükemmel insanı dedi. Fena pazarlandı! Sonradan kapitalist dünyanın bir numaralı geçer akçesi oldu. Heykelleri dikildi, binlerce kitap yazıldı, belgeselleri, filmleri çekildi.

Arjantin’in Rosario şehrinde doğan bir doktor. Gençlik onu ağzında purosu, gerilla kıyafetleriyle poz veren, yakışıklı, güler yüzlü, emperyalizme karşı mücadele eden kahraman bir devrimci olarak tanıdı.

Öyle inandı/inandırıldı. Milyonlarca tişörtü basıldı, resimleri genç kızların odalarını süsledi. O artık kült haline gelmiş romantik bir devrimciydi! Yumruklarını sıkan binlerce genç ise artık onun açtığı yolda, gösterdiği hedefte durmadan ilerleyecek ve verdikleri devrimci mücadeleyle dünyaya barış getirecekti. Ernesto “Che” Guevara. Evet, bu yakışıklı devrimci adamın dünyada milyonlarca hayranı oldu.

Doğu Almanyalı besteci Wolf Biermann, Guevara için “Silahlı İsa Peygamber” benzetmesi dahi yapmıştı. Jean Paul Sartre, Che için sadece bir entelektüel değil, o aynı zamanda çağımızın mükemmel insanı dedi. Fena pazarlandı! Sonradan kapitalist dünyanın bir numaralı geçer akçesi oldu. Heykelleri dikildi, binlerce kitap yazıldı, belgeselleri, filmleri çekildi.

Ona Che lakabını, Guatemala City’de, Fidel Castro’nun teğmeni Küba Devrimi’nin önemli isimlerinden biri olan Niko Lopez takmıştı. Che, ‘Bolşevik’ anlamına gelen “chebol” kelimesinin kısaltmasıdır. Artık o, Batista rejimine karşı gerilla savaşı başlatan efsanevi bir direnişçidir. “Direne direne kazanacağız” diyerek Türkiye’yi yıkma planları yapan terörist grupların çoktan ilham kaynağı olmuştu bile!

Marxist, Leninist Türk solu ise hakkında marşlar, şiirler yazarak Türkiye’de de benzer bir devrim hayaliyle yanıp tutuştu. “Erkekçe vurulacaktı, kalbinden, Yaşasın THKP-C olacaktı son sözü…” gibi ya da Nazım’ın; “Sen yanmasan, ben yanmasam, Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…” şeklindeki Guevarist romantik şiirleri ve algı operasyonları kaç gencin hayatını kararttı biliyor musunuz? 68 Kuşağının önemli isimlerinden biri şöyle diyordu; “Guaveracılık benim yaşamımdaki bir genç için çok daha cezbediciydi. Parka giyip ayağıma postal çekmek ve Che Guevara diye bağırmanın romantik bir boyutu vardı.”

Peki, Che, romantik bir devrimci miydi? Özünde şiddet barındıran “Devrimci ideloji” mevzusuna birazdan değineceğim ancak Che Guevara’nın gerçekte insan öldürmekten özel haz duyan ve infaz yapmaya tutku derecesinde bağlı bir adam olduğunu bilmemiz gerekiyor. Fidel Castro ile Küba devrimi için savaşan bu adam gözü kara bir katildi. Sabah’tan Rasim Ozan Kütahyalı’nın da köşesine taşıdığı bir kitapta (İthaki yayınlarından çıkan ve Yavuz Alogan tarafından çevrilen Che Guevara Biyografisi) bu hadise tüm açıklığıyla izah edilmiştir. Kitaptan bir iki örnek vermek gerekirse; “Ertesi gün Che, ‘gece vakti üç kişi firar etti’ diye yazdı. ‘İçlerinden biri çift taraflıydı’. Bu sebeple ölüme mahkûm edilen Rosabal; Sori’nin birliğinden Pedro Guerra ve iki askerî tutsak. Pedro Guerra yakalandı; kaçarken bir de tabanca çalmıştı. Hemen infaz edildi.” (s. 329)

“Che, İbrahim’in kaderini, özellikle gelişleri bu olayla çakışan yenilere bir ders olacak şekilde kullanmaya karar verdi. Durumu daha sonra şöyle değerlendirdi: ‘Adamları tepenin bu korkunç olayın yaşandığı noktayı gören tarafında topladım. Gerillalarımıza ne göreceklerini ve bunun ne anlama geldiğini açıkladım.

Firarın neden ölümle cezalandırıldığını ve devrime ihanet eden kişinin neden mahkûm edilmesi gerektiğini bir kez daha anlattım.

Görevini terk etmeye çalışan adamın cesedinin önünden tek sıra halinde ve ağır adımlarla geçtik. Adamların çoğu daha önce ölü görmemişti ve belki de devrime sadakatsizlikten çok, ölü adama yönelik kişisel duygular ve o aşamada doğal olan bir siyasal zayıflık nedeniyle duygulandılar. Bunlar zor zamanlardı ve bu adamı örnek olarak kullandık.” (s. 261).

“Che şöyle yazmıştı defterine: ‘32 kalibrelik bir tabancayla beynin sağ tarafına, sağ temporal lobda çıkış deliği açacak şekilde tek atışla soruna son verdim. Biraz soludu ve öldü.’ (s. 232).

Devamı Yörünge Dergisi 2. Sayısında (Kasım/2017)