Editörden : Kasım 2017

Hareketlenen Fay Hatları ve Derinleşen Krizler

Adil GÜLMEZ

Yoğun emek mahsülü yeni bir sayıyla sizlere tekrar merhaba demenin mutluluğunu yaşıyoruz. Yörünge ailesi olarak 2. sayımızda da kapak dosyasıyla, köşe yazılarıyla, siyaset ve düşünce değerlendirmeleriyle dopdolu bir dergiyi sizlerin ilgisine takdim ediyoruz.

Neler var bu sayımızda?

Halil Berktay Hocamızla gerçekleştirilen röportajı ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Kapak dosyasında öteden beri inişli çıkışlı bir seyir izleyen Türkiye-ABD ilişkilerini ele aldık. “Stratejik ittifak” ve “vazgeçilmez dostluk” söylemleriyle daima iyi tutulmaya çalışılan ama nedense pek de istenilen şekilde olamayan Türk-Amerikan ilişkileri belki de en sıkıntılı süreçlerinden birini yaşıyor.

Cezayir-Tunus Beylikleri üzerinden Osmanlı zamanında daha çok ticari girişimlerle başlayan ilişkiler, zamanla misyonerlik faaliyetleri durağından geçerek günümüzde daha ziyade silah ve savunma sanayii düzlemine ve siyasi-askeri müttefiklik zeminine doğru bir evrilme yaşamış durumda.

Yer yer derin çatlakların da oluştuğu Türk-Amerikan ilişkilerinde Türkiye’nin artık “eşitler arası” bir ilişki talep etmeye başladığını ve Amerikan Kongresi’nin dostluğa rağmen öteden beri rahatsızlık veren üstenci yaklaşımlarına artık üst perdeden itirazlar yönelttiğini söyleyebiliriz.

Fuat Kozluklu, kapak dosyasındaki yazısında vize kriziyle derinleşen Türk-Amerikan ilişkilerinin geldiği son noktayı değerlendiriyor.

Ceyhun Bozkurt’un “Türkiye’nin Tarihi Dönemeci” başlıklı yazısı da ilişkilerin son 65 yıllık sürecini ve Türkiye’nin haklı taleplerini dile getiriyor.

Adil Gülmez ise geçmişten günümüze Türkiye-ABD ilişkilerinin tarihi seyrini gözler önüne seriyor.

Bora Bayraktar, ülke olarak yaşadığımız sıcak gündemi değerlendiriyor ve Türkiye’nin ABD’ye rağmen giriştiği İDLİB operasyonu hakkında analizler yapıyor. Bu sayıda Türk-Amerikan ilişkilerinin yer yer gerilimli bir atmosfere taşınmasında önemli sebeplerden birini teşkil eden Kuzey Irak konulu yazılar da ağırlıklı bir yer tutuyor.

Barzani Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan mı oldu?

İlnur Çevik’in Kuzey Irak Referandumu ve Barzani hakkında yaptığı tespitler çok önemli. Cemal Toptancı’nın İsrail’in güvenliği ve petrol gelirleri eksenine oturttuğu bir okumayla Ortadoğu’da yaşananlara dair yaptığı analizler de ilgiyle okunacak bir içerikte.

Tehlikeli Fay: Katalonya-Kuzey Irak Kürt Hattı başlıklı yazıda TASAM’dan Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, İspanya’nın Katalonya kriziyle Kuzey Irak Kürt Bölgesi arasında ilginç analizler ve sorgulamalar yapıyor.

İnsan hakları teorisi özellikle Batı’nın bir dış politika enstrümanı olarak mı kurgulandı? Hümanizm temelleri üzerinde yükseltilen İnsan Hakları söylemi özellikle İslam dini ve Müslümanlar açısından değerlendirildiğinde bir ideali mi yansıtıyor yoksa çok gerilerde kalan bir söylem mi? Lütfi Bergen, insan hakları teorisinin temellerini ve Müslüman entelektüellerin bu konudaki yaklaşımlarını eleştirel bir bakış açısıyla sorguluyor. İlk bölümüne yer verebildiğimiz bu eleştiri yazısının devamını bir sonraki sayımızda yayınlayacağız.

Martin Buber’in Sen-Ben ilişkisi üzerinden yaptığı analizlerin İsmet Özel’de nasıl bir karşılığı olabilir? Mehmet Erdoğan’ın “İsmet Özel’i Tenkit Vakti Geldi” başlıklı yazısında Martin Buber-İsmet Özel ilişkisi sorgulanıyor ve “acaba bir intihal mi var?” sorusu gündeme getiriliyor.

Bir sonraki sayımızda görüşmek dileğiyle…

Cevap Yazın