Şerif Mardin ve Nurculara Kanat Germenin Anlamı

Şerif Mardin’in “Bediüzzaman Said Nursi Olayı” adlı kitabı, Nurcular için hem bir kalkan hem bir can simidiydi. Amerika görmüş, üstelik medyanın pohpohladığı modern Batılı görünümlü koskoca sosyoloji profesörü Bediüzzaman’ın üzerine eğildiğine göre Nurcuların mesajları önemsenmeliydi.

Sosyolog Şerif Mardin öteki dünyaya göçtü. Bu dünyada kalanlara esaslı bir görev düşüyor; Şerif Mardin odaklı bir muhasebe yapmak. Gazeteci Taha Akyol’un “bizde sosyal bilimlerin en büyük birkaç isminden biridir. Dünyada sosyal bilim çevrelerinde onun kadar tanınmış ve onun kadar referans yapılan başka bir sosyal bilimcimiz yoktur” (Hürriyet, 9.2017) diye tanıttığı Şerif Mardin, Akyol’un iddiasından farklı nedenlerle de olsa, sosyal bilimler alanında, özel bir yer işgal ediyor. 1980’li yıllardan itibaren “sosyal bilimler” dünyamızı Prof. Şerif Mardin kadar derinden etkileyen bir başka akademisyen-yazar bulmak zordur. O nedenle, bu muhasebe önemlidir.Aslında sorgulama , “Türkiye bu günlere nasıl geldi?” “Üniversite neden bu kadar suskun ve şaşkın?” sorularının yanıtlarını da içinde barındırıyor.

Binlerce insanın FETÖ soruşturmalarında yargılandığı koşullarda Nurcuların Akamediya’daki başlıca hamisinin devlet katında saygınlığını koruması ülkemize özgü ilginç bir paradokstur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2016 yılında TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) ödülünü Külliye’de Mardin’e takdim etmesi ancak ölümünde sessiz kalışı ile Davutoğlu’nun cenazeyi omuzlayanlar arasında ilk sıraya yerleşmesi üzerinde ayrıca durulmalıdır. Şerif Mardin’le ilgili her şey, akademik kisveli olsa, da özünde siyasal-ideolojiktir.

Sağcısıyla-solcusuyla sosyal bilimcilerin yakından tanıdığı Prof. Mardin’i dergi okurları için kısaca tanıtalım.

1927’de İstanbul’da doğan orta öğrenimini ABD’de tamamlayan Mardin akademik yaşamının büyük bölümünü de ABD’nin iddialı üniversitelerinde geçirdi; Stanford Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümü mezuniyetinin ardından lisansüstü eğitimini Johns Hopkins Üniversitesinde tamamladı. Zaten bir ayağı hep ABD’de oldu.

Doktorasını Stanford Üniversitesi’nde Hoover Institute’de “The Young Ottoman movement: a Study in the Evolution of Turkish Political Thought in the Nineteenth century” ( Genç Osmanlı Hareketi) başlıklı tezle savundu. Aynı tezin genişletilmiş halini 1962 yılında Princeton University Press’ten “The Genesis of The Young Ottoman Thought” adıyla bastırdı. Konu üzerindeki çalışmalarını 1964 yılında çıkan diğer eseri “Jön Türklerin Siyasi Fikirleri: 1895-1908” ile taçlandırdı. Bu iki çalışma sonraki çalışma alanını tayin etti ve Türk Modernleşmesi sorunsalını genişleten makale çalışmalarını sürdürdü.

1954-1966 yılları arasında dönemin liberal dergisi Forum’da yazarlık yaptı.

Ankara Üniversitesi SBF’de 13 yıl ders verdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nin Dekanlığını ve Sosyoloji Bölümü Başkanlığı yaptı (1973). Daha sonra yaklaşık 13 sene Washington’daki American University’de İslam Araştırmaları Merkezi Başkanlığını yürüttü. Sonra Türkiye’ye Sabancı Üniversitesi’ne Tanzimat Dönemi Türk Düşüncesi hakkındaki çalışmalarını geliştirecek bir programın başına döndü. Son görev yeri Şehir Üniversitesi imiş. Özgeçmişinde bunlar yazıyor. Bu özgeçmişe 1994’de Cem Boyner ve arkadaşlarının oluşturduğu Yeni Demokrasi Hareket içindeki girişimi de eklenmelidir. YDH girişimi, Şerif Mardin’in açıkça taraf olduğu tek siyasal etkinlik olarak anımsanacaktır.

Devamı Yörünge Dergisi 1. Sayısında (Ekim/2017)

Cevap Yazın