Cemaatler Bizim Neyimiz Olur?

Osmanlı’nın son yıllarında adında cemiyet olan onlarca kuruluş vardır. Aynı yıllarda Hindistan’da ve Mısır’da aynı gaye ve hedefi taşıyan müesseselerin isimlerinde de cemiyet sözcüğü karşımıza çıkar. Bunlara örnek verecek olursak Osmanlı’dan İttihâd ve Terakkî Cemiyeti’ni, Hindistan’dan Hindistan Ulemâ Cemiyeti’ni (Jamiat-Ulama-i-Hind), Mısır’dan Müslüman Kardeşler’i (Cemiyyetü’l-İhvâni’l-Müslimîn) zikredebiliriz.

Son bir kaç yüzyıldır İslam, müslümanlar, on/lar/a ait kurumlar, sürekli gündem olmakta. Bunun dâhilî ve hâricî bir çok sebebi olabilir. Müslüman toplumlar, sömürgecilik sonrasında ortaya çıkan şartlara bir türlü alışamadılar. Bunun bizce en temel nedeni, asırlarca hâkim unsur ve güç olmanın yitirilişini hazmedememek, bunu kabullenememektir. Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güney Avrupa (Endülüs, Sicilya), Asya’nın çok önemli bir kısmı, Balkanlar gibi dünyanın bir çok bölgesinde siyasi, askeri, dolayısıyla kültürel bir kuvvet olarak var olan İslam toplumları, bu süreci kolay kolay aşamayacaklardır.

Batıya karşı başlatılan ve sürdürülen direniş, karşı koyuş ve mücadele esnasında daha önce mevcut olmayan toplumsal müesseseler, kuruluşlar, hareketler, cemiyetler/dernekler ortaya çıkmıştır. Eskiden mülümanlar mezhep, tarikat vb. yapıların etrafında toplanırlar, kümelenirlerdi. Bu yapılar, hem bir eğitim-öğretim imkânı sağlar, hem de insanların sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarının giderilmesinde rol oynardı. Son birkaç yüzyılda insan hareketliliğinin, önceki yüzyıllara nazaran fazlaca artması hasebiyle, kültürel etkileşim tüm boyutlarıyla olağanüstü derecede arttı. Ülkelerin ve devletlerin ulaşım güçlerinin artması, buna bağlı olarak ekonomik iştihalarının, doyumsuzluklarının artmasına yol açtı. Savaşlar eskiden sınırlarda olurken, şimdi deniz ve hava ulaşım olanaklarının fevkalade bir şekilde genişlemesinden dolayı, her yer savaş alanı haline geldi. Buna bağlı olarak her toplum ve millet, kendini koruma refleksi gösterdi. Fiilî işgallere karşı koyabilmek için kurumlar oluşt/uruld/u. Hindistan’dan Kuzey Afrika’ya, Kafkaslardan Mısır’a kadar direniş teşkilatları kuruldu.

Bugün bu fonksiyonu icra eden, adlarında cemaat, cemiyet, vakıf, dernek, hareket gibi kelimeler bulunan yapıların tarihi, çok yenidir. Bu kelimelerin bugün sahip oldukları anlam ve fonksiyon, geçmişte yoktu. Az önce saydığımız yapılanma türleri, bireylerin, toplumların kendi kişilik, kimlik ve kültürlerini önce korumak, sonra geliştirmek, daha sonra da etkin hale getirmek için tesis ettikleri savunma araçlarıdır. Osmanlı’nın son yıllarında adında cemiyet olan onlarca kuruluş vardır. Aynı yıllarda Hindistan’da ve Mısır’da aynı gaye ve hedefi taşıyan müesseselerin isimlerinde de cemiyet sözcüğü karşımıza çıkar. Bunlara örnek verecek olursak Osmanlı’dan İttihâd ve Terakkî Cemiyeti’ni, Hindistan’dan Hindistan Ulemâ Cemiyeti’ni (Jamiat-Ulama-i-Hind), Mısır’dan Müslüman Kardeşler’i (Cemiyyetü’l-İhvâni’l-Müslimîn) zikredebiliriz.

Devamı Yörünge Dergisi 1. Sayısında (Ekim/2017)

Cevap Yazın