Arakan Müslümanlarının Gölgesinde Myanmar – Türkiye İlişkileri

Arakan’ın İslamla tanışmasını Vakkas bin Malik’e bağlayan rivayetler de mevcut. İlk kez Hicri birinci asırda Allah Resulü’nün (s.a.v) sahabelerinden Vakkas bin Malik (r.a) ve bir grup arkadaşının bu ülkeye ilk ayak basan Müslüman tacirler olduğu söyleniyor. Bu ilk temastan sonra Müslümanların bu ülke ile ticaretleri artmış, Müslüman tacirler sıklıkla bu ülkeye ticari amaçlı ziyaretlerde bulunmuşlardır.

Arakan Müslümanlarına neden Rohingya halkı deniliyor?

a) Ruhunnecah / Rohingya: Myanmar egemenliği altındaki Arakan topraklarında meydana gelen “şiddet” ve “katliam” Arakan Müslümanlarının etnik kökeni ve yaşadıkları bölge adı merak konusu oldu. Türkiyeli Müslümanların Arakan diye bildiği bölgeyi İngilizler Rohingya adıyla servis ediyor. Arakan Müslümanlarının bin yıl kadar önce buralara yerleşen Müslüman tacirlerin soyundan geldikleri düşünülüyor. Arakan ya da diğer adıyla Rohingya, bugünkü siyasi ve idari haritada Myanmar (Burma) Birliği Cumhuriyeti, Bangladeş Halk Cumhuriyeti ve Hindistan Cumhuriyeti arasında üçe bölünmüş bir ülke. Kadim Arakan topraklarının bugün doğu ve güney kesimi Myanmar (Burma), kuzeybatı kesimi Bangladeş, kuzey kesimi de Hindistan egemenliği altındadır. Arakan’ın batısı ise boydan boya Hind Okyanusu kıyıları. Arakan coğrafyasına yerli orijinal dilde “Rohingya”, Arakan halkına da “Rohingya halkı” denir. Buradaki Budist halk ise “Raxine”(Rakhine) olarak adlandırılır. “Rohingya” ve “Raxine”, sadece etnik değil, aynı zamanda dînî bir ayrışmayı ifade eder. “Rohingya” denildiğinde Müslümanlar, “Raxine” denildiğinde Budistler kastedilir. İslam’ın ülkeye girişiyle ilgili mutabakata varılan tek husus, Müslüman tacirlerin misyonu olmakla birlikte başlangıç tarihinde farklı bildirimler söz konusu. Bununla birlikte Arakan’ın İslamla tanışmasını Vakkas bin Malik’e bağlayan rivayetlerde mevcut. İlk kez Hicri birinci asırda Allah Resulü’nün (s.a.v) sahabelerinden Vakkas bin Malik (r.a) ve bir grup arkadaşının bu ülkeye ilk ayak basan Müslüman tacirler olduğu söyleniyor. Bu ilk temastan sonra Müslümanların bu ülke ile ticaretleri artmış, Müslüman tacirler sıklıkla bu ülkeye ticari amaçlı ziyaretlerde bulunmuşlardır. Hicri ikinci asırda Müslüman tacirlere ait bir gemi Arakan’a yakın Bengal Körfez’inde batınca ülkedeki Müslümanların kaderini değişti.

Gemideki onlarca Müslüman karaya çıktıktan sonra bir daha ülkelerine dönemedi. Arakan’a yerleşen bu kazazede Müslümanlar, İslam’ın bu bölgede yerleşik sürece geçmesinde büyük katkı sundular.

English al Arabiya yazarı Suudi tarihçi ve diplomat Ali Gamidi’ye göre; İslam’ın dünya çapında yayılmaya başladığı ilk döneminde buraya gelerek yerleşen Müslümanlar uzun yıllar boyunca tıpkı İslam’ın İspanya’da sağlamış olduğu gibi hayranlık uyandıran bir medeniyet inşa etti. Özellikle Tayland’ın Patani Bölgesi ve Moro’da güçlü devletler kuruldu. Yine aynı dönemlerde Filipinlere kadar gelen İspanyolların bile hayranlık duyarak baktığı ve tıpkı Endülüs’te yapmış oldukları gibi korkunç bir kıyım ve yakma işiyle dağıtmaya çalıştıkları bir düzenin ve dirliğin sahipleri bölge Müslümanlarıydı. Bölgenin sömürülebilir potansiyelini keşfeden oryantalistlerin yönlendirmesiyle İspanyollarla birlikte İngilizler ve Hollandalıların da bölgeye gelmeleri dengeleri değiştirdi. Böylece konumları zayıflayan ve devletleri elden çıkan Müslümanlar ise bütün ülke boyunca dağıldılar. Sahil bölgelerine yerleşerek hayatta kalmanın mücadelesini verdiler.

Devamı Yörünge Dergisi 1. Sayısında (Ekim/2017)