Arakan Müslümanları Tehcir ve Köleleştirme Kıskacında

1962’de askeri darbeyle kurulan cunta yönetimi Müslüman halkı ve diğer bazı etnik azınlıkları ekonomik bakımdan yoksullaştırma politikası izledi. Rohingya Müslümanlarının yerli sayılamayacağı propagandasını yaparak Budist Rakhineleri kışkırttı.

Baskı, Sindirme ve Tehcir Politikaları

Myanmar veya eski adıyla Burma ülkesinde Müslümanların maruz kaldığı zulüm, geçtiğimiz haftalarda bir kez daha şiddetlendi. Müslüman halka karşı sömürge döneminde başlayan, belli aralıklarla tekrarlanarak günümüze kadar devam edegelen baskı, sindirme ve terör hareketleri bir kez daha toplu göçe yol açmış durumda.

Tarihsel açıdan bakıldığında 19. yüzyılın ilk yarısında İngiliz işgal yönetimi tarafından Budistlerin Müslümanlara karşı kışkırtılmasıyla, bugüne kadar devam eden bir gerilim ve çatışma ortamına zemin hazırlandığı söylenebilir. 1948’de bağımsızlık elde edildiğinde Müslümanlar, Budist nefretin ürünü bir dizi katliam, tecavüz ve göçe zorlama vakasını hâlihazırda tecrübe etmiş bulunuyordu.

Bağımsızlık sonrasında bir yandan İngiliz sömürge yönetiminin özerklik tanıdığı etnik gruplar bu statülerini kaybetti ve merkezi otoriteye karşı direniş başlattı diğer yandan Müslümanları hedef alan ayrımcı ve dışlayıcı politika kapsam bakımından genişleyerek devam etti. Müslüman azınlık, devlet güçlerinin ve Budist milislerin sistematik biçimde tekrarlanan saldırganlık eylemlerine hedef oldu.

1962’de askeri darbeyle kurulan cunta yönetimi Müslüman halkı ve diğer bazı etnik azınlıkları ekonomik bakımdan yoksullaştırma politikası izledi. Rohingya Müslümanlarının yerli sayılamayacağı propagandasını yaparak Budist Rakhineleri kışkırttı. Devlet kademelerinde görev yapan Müslüman memurların işine son verdi. Şehir ve kasabalar arasında ticaret yapmalarını engelledi. Bu ticareti Budist Rakhinelerin yapması için imkânlar sağladı. Müslümanların cemaatle namaz kılma ve kurban kesme gibi ibadetlerini yasakladı. Pek çok Müslüman sorgusuz biçimde hapse atıldı, ağır işkenceye maruz kaldı veya katledildi. 1982’de çıkarılan Vatandaşlık Kanunu ile Müslümanların bütün vatandaşlık hakları ellerinden alındı, kendi ülkelerinde yabancı durumuna düşürüldü.

Zamanla hak ve özgürlükler daha ileri biçimde kısıtlandı. Müslümanların bir kasabadan diğerine veya Arakan’ın başkenti Akyab’a seyahat etmeleri, evlenmeleri ve yükseköğretim görmeleri yasaklandı. Devlet hastanelerine gitmeleri, betondan ev inşa etmeleri, sabit telefon ve cep telefonu sahibi olmaları, motorlu taşıt sahibi olmaları yasaklandı. İş yeri açmak isteyenlere, bir Budist’le ortaklık kurma mecburiyeti getirildi. Pek çok bölgede akşam saat 9’dan itibaren sokağa çıkma yasağına tâbi tutuldu. Pasaport talepleri geri çevrilerek yurtdışına seyahat etmeleri de engellendi.

Devamı Yörünge Dergisi 1. Sayısında (Ekim/2017)

Cevap Yazın